Haciz, alacaklının hakkına kavuşmasını sağlayan bir cebri icra aracıdır; ancak sınırsız değildir. İcra ve İflas Kanunu, borçlunun ve ailesinin asgari yaşam düzenini korumak için bir dizi sınır çizer. Uygulamada borçlunun kaybettiği hakların çoğu, bu sınırların bilinmemesinden değil, süresinde ileri sürülmemesinden kaynaklanır.
Haczedilemeyen ve Kısmen Haczedilebilen Değerler
Kanun; borçlunun ve aynı çatı altında yaşayan ailesinin geçimi için zorunlu eşyaları, mesleğini sürdürmesi için gerekli araç gereci, bazı sosyal güvenlik ödemelerini ve benzeri kalemleri haciz dışında tutar. Maaş ve ücret ise kural olarak kısmen haczedilebilir; nafaka alacakları bakımından ayrı bir rejim uygulanır. Haciz tutanağında yer alan bir eşyanın bu kapsamda olduğu düşünülüyorsa, itiraz beklenmeden icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilmelidir.
Şikâyet ile İtirazın Karıştırılması
Bu iki kavram farklı şeylerdir ve farklı mercilere yöneltilir:
- Borca itiraz: Ödeme emrine karşı, borcun kendisine veya miktarına yönelik olarak icra dairesine yapılır ve kanunda öngörülen kısa süreye tabidir.
- İmzaya itiraz: Senede dayalı takiplerde ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerekir; genel itiraz yeterli sayılmaz.
- Şikâyet: İcra müdürlüğünün işleminin hukuka aykırılığına yöneliktir ve icra mahkemesine yapılır.
Yanlış mercie yapılan başvuru, sürenin geçmesiyle sonuçlanabildiği için bu ayrım pratikte belirleyicidir.
Haciz Sırasında Yapılması Gerekenler
Haciz işlemi sırasında düzenlenen tutanak, sonraki bütün tartışmaların dayanağıdır. Borçlunun tutanağa; haczedilen eşyanın gerçekte üçüncü kişiye ait olduğu, meslek icrası için zorunlu olduğu ya da değerinin fahiş biçimde düşük belirlendiği yönündeki beyanlarını geçirtmesi önemlidir. Üçüncü kişinin mülkiyet iddiası varsa, istihkak prosedürü ayrıca işletilmelidir. Sözlü olarak dile getirilip tutanağa yazdırılmayan itirazların sonradan ispatı güçtür.
Ödeme Anlaşması mı, Uyuşmazlığı Sürdürmek mi?
Borcun varlığı tartışmasızsa, alacaklıyla yapılacak taksitlendirme çoğu zaman en rasyonel yoldur; satış aşamasına gelmiş bir dosyada malın değerinin altında elden çıkması riski böylece önlenir. Bu tercih yapılırken taksit tutarının gerçekçi olması kritiktir, çünkü kabul edilen ödeme planına uyulmaması alacaklıya takibe kaldığı yerden devam etme imkânı verir. Buna karşılık takip dayanağı belge sahte ya da ödenmiş bir borca ilişkinse, anlaşma arayışı yerine hukuki yollar işletilmelidir; yapılan kısmi ödeme borcun kabulü şeklinde yorumlanabilir.
Satış Aşamasındaki Denetim Noktaları
Kıymet takdirine karşı süresinde başvurulması, satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin denetlenmesi ve ihale sürecindeki usulsüzlüklerin zamanında ileri sürülmesi, borçlu bakımından son savunma hattıdır. İhalenin feshi talebi kısa bir süreye bağlı olduğundan, satış ilanı eline ulaşan borçlunun beklememesi gerekir.
Bu metin genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Takip türü ve dayanak belge değiştikçe kullanılabilecek yollar da değiştiğinden, ödeme emri veya haciz tutanağı elinize ulaştığında dosyanın bir hukukçuyla birlikte incelenmesi uygun olur.