İcra hukukunda haciz, alacağın tahsili için borçlunun mal ve haklarına el konulması işlemidir; e-haciz ise bunun banka hesapları üzerinden elektronik biçimde uygulanmasıdır. İİK bu süreci ayrıntılı kurallara bağlar. Bu rehber, haciz ve e-haciz karşısında borçlunun ve üçüncü kişilerin başvurabileceği yolları özetler.
Takibin Dayanağı ve Ödeme Emri
Haciz aşamasına gelinmesi, önce usulüne uygun bir takip ve kesinleşmiş bir ödeme emri gerektirir. Bu yüzden ilk kontrol edilmesi gereken, ödeme emrinin doğru adrese tebliğ edilip edilmediği ve itiraz süresinin nasıl işlediğidir. Tebligattaki bir sakatlık, sonraki tüm haciz işlemlerini tartışmaya açabilir.
E-Haczin Ölçüsüz Uygulanması
- Alacak miktarını aşan tutarda bloke, aşkın haciz iddiasını gündeme getirir.
- Maaş hesabında haczedilemeyen kısmın gözetilmemesi ayrı bir şikâyet konusudur.
- Emekli aylığı ve nafaka gibi bazı ödemelerin özel korumaya tabi olduğu değerlendirilir.
- Aynı borç için birden çok hesaba eşzamanlı bloke, iade taleplerini doğurabilir.
Şikâyet ve İstihkak Ayrımı
Haciz işlemindeki usulsüzlükler icra mahkemesine şikâyet yoluyla taşınır ve bu yol süreye tabidir. Haczedilen malın borçluya değil bir başkasına ait olduğu ileri sürülüyorsa, bu kez istihkak iddiası devreye girer ve ayrı bir usul izler. İki yolun karıştırılması, hak kaybına yol açabileceğinden talebin doğru adlandırılması önemlidir.
Haczedilemezlik ve Sınırların Korunması
İİK, borçlunun ve ailesinin asgari yaşamı için gerekli bazı mal ve gelirleri haciz dışı tutar. Bu koruma kendiliğinden tam olarak uygulanmayabildiğinden, haczedilemezlik iddiasının süresinde ve gerekçeli biçimde ileri sürülmesi gerekir. HMK'nın genel usul kuralları, bu uyuşmazlıklarda tamamlayıcı olarak dikkate alınır.
Yukarıdaki bilgiler geneldir; takibin türü, hesabın niteliği ve tebligat durumu her dosyada farklı sonuç doğurabileceğinden, haciz veya e-haciz ile karşılaştığınızda süreleri kaçırmadan hukuki destek almanız önerilir.