İcra takibinde borçlunun da alacaklının da en çok karıştırdığı nokta, hangi talebin icra dairesine, hangisinin icra mahkemesine yöneltileceğidir. Mal beyanı bir daire işlemi iken, beyanın hiç verilmemesi bir mahkeme dosyası doğurur; haczin uygulanması daire işlemidir, ancak haczin usulüne aykırı yapılması şikâyet yoluyla mahkemeye taşınır. Bu sınır yanlış çizildiğinde dilekçe süresinde verilmiş olsa bile sonuç doğurmaz.
Mal Beyanı: Süre, İçerik, Yaptırım
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu uyarınca borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren kanunda öngörülen kısa süre içinde mal beyanında bulunmakla yükümlüdür. Beyan yalnızca taşınır ve taşınmazları değil, üçüncü kişilerdeki alacakları, gelirleri ve borcu karşılamaya yetecek malı bulunmadığı iddiasını da kapsayacak biçimde yazılmalıdır. Süresinde beyanda bulunmamanın yaptırımı icra ceza mahkemesinde görülür ve hapsen tazyik kararına kadar gidebilir; beyanın sonradan verilmesi bu yaptırımı ortadan kaldırabilir.
Şikâyet ve Süresiz Şikâyet Ayrımı
İcra dairesinin işlemine karşı şikâyet, kural olarak öğrenmeden itibaren kanunda belirtilen kısa süre içinde icra mahkemesine yapılır. Buna karşılık kamu düzenine aykırı işlemler ile bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde şikâyet süreye bağlı değildir. Haczedilmezlik iddiası ise kendi süresine tabidir ve haczin öğrenilmesinden itibaren ileri sürülmelidir. Bu üç kategoriyi ayırmadan yazılan dilekçeler çoğunlukla süre yönünden reddedilir.
Haciz Tutanağı Üzerinden Usul Denetimi
- Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, tebliğ evrakındaki şerhlerle birlikte incelenir.
- Haciz tutanağında haczedilen malın niteliği, adedi ve bulunduğu yer açıkça yazılmış mıdır.
- Üçüncü kişinin istihkak iddiası tutanağa geçirilmiş midir.
- Kıymet takdiri yapılmış mıdır, rapor taraflara tebliğ edilmiş midir.
- Maaş haczinde kanuni sınırların aşılıp aşılmadığı hesaplanmış mıdır.
Alacaklı Cephesinden Hız ve Usul Dengesi
Hızlı hareket etmek amacıyla atlanan bir tebligat kuralı, ileride haczin kaldırılmasıyla sonuçlanabilir ve alacaklı sıra bakımından geriye düşer. Bu nedenle haciz talebinden önce adres kayıt sistemi verileri güncellenmeli, tebligatın hangi usulle yapıldığı dosyada belgelenmeli, satış talebi için öngörülen süreler takvime bağlanmalıdır. Satış talebinin süresinde yapılmaması, haczin düşmesine yol açar.
Dosya Açılırken Kurulacak Takvim
- Ödeme emri tebliğ tarihi ve buna bağlı itiraz, mal beyanı süreleri.
- Haciz tarihi ve haczedilmezlik iddiası için kalan süre.
- Kıymet takdirinin tebliği ve buna itiraz penceresi.
- Satış talebi için son gün ve ara kontrol tarihleri.
Yukarıdaki çerçeve genel niteliktedir; takibin türü, borçlunun sıfatı ve haczedilen malın niteliği sonucu değiştirebilir. Süreler kısa ve çoğu kez hak düşürücü olduğundan, tebligat elinize geçtiği gün hukuki değerlendirme yapılması yerinde olur.