İçeriğe geç
AC

İlamsız Takipte Yedi Günlük İtiraz: Merci, Süre ve Sonrası

18 Haziran 2026 Finans Hukuku 2 dk okuma 94 görüntülenme Son güncelleme: 9 Ağustos 2026

İlamsız takip, alacaklının elinde herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan başlatılabildiği için borçlunun tek gerçek savunma aracı süresinde yapılan itirazdır. Yedi günlük sürenin kaçırılması, borcun varlığı tartışmalı olsa bile takibin kesinleşmesi sonucunu doğurur. Bu rehber itirazın nereye, ne zaman ve nasıl yapılacağını ele alır.

İtirazın Yapılacağı Yer

Ödeme emrine itiraz mahkemeye değil, takibin yapıldığı icra dairesine yöneltilir. Borçlu, bulunduğu yerdeki icra dairesi aracılığıyla da itirazını gönderebilir; ancak bu yol seçildiğinde evrakın yetkili daireye ulaşma süresi değil, itirazın verildiği tarih esas alınır. En sık görülen hata, itiraz dilekçesinin doğrudan icra mahkemesine sunulmasıdır; bu, süresinde yapılmış bir itiraz sayılmayabilir.

Yedi Günün Başlangıcı ve Tebligat Sorunu

Süre, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğinden itibaren işler. Tebligatın komşuya, kapıya yapıştırma yoluyla veya eski adrese yapıldığı hallerde, sürenin hiç başlamadığı ileri sürülebilir. Bunun için:

  • Tebligat parçasının dosyadan örneği alınmalı ve şerhleri okunmalıdır
  • Adres kayıt sistemindeki adres ile tebliğ adresi karşılaştırılmalıdır
  • Öğrenme tarihi belgeyle desteklenmelidir
  • Gecikmiş itiraz yolunun koşulları ayrıca değerlendirilmelidir

İtirazın Kapsamı: Ne Yazıldığı Kadar Ne Yazılmadığı da Önemli

İtirazda ileri sürülmeyen bir husus, sonraki aşamalarda kural olarak dinlenmez. Bu nedenle dilekçede şunlar ayrı ayrı belirtilmelidir:

  1. Borcun tamamına mı yoksa bir kısmına mı itiraz edildiği; kısmi itirazda kabul edilen tutarın açıkça gösterilmesi
  2. Faize, faiz oranına ve işlemiş faize ayrıca itiraz edilip edilmediği
  3. Takip dayanağı bir senetse imzanın açıkça reddedilip reddedilmediği
  4. Yetki itirazının, esasa ilişkin itirazlarla birlikte ve öncelikle ileri sürülmesi

İmzaya itiraz ayrıca ve açıkça yapılmazsa imza kabul edilmiş sayılır; kısmi itirazda kabul edilen kısım ise kendiliğinden kesinleşir.

İtirazdan Sonra Alacaklının Seçenekleri

İtirazla takip durur. Alacaklı bu noktada iki yoldan birini seçer: elinde İİK'nın aradığı nitelikte bir belge varsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ister, yoksa genel mahkemede itirazın iptali davası açar. Bu ayrım borçlu için de önemlidir; icra mahkemesindeki inceleme dar ve belgeye dayalı olduğundan, tanıkla ispat edilecek savunmalar bu aşamada sonuç vermez. İki yol için öngörülen süreler farklı işler ve alacaklının bu süreleri kaçırması takibin düşmesine yol açabilir.

İcra İnkâr ve Kötü Niyet Tazminatı Riski

Haksız yere yapılan itiraz, itirazın iptali davası sonunda borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesine yol açabilir. Buna karşılık haksız takip halinde alacaklı da benzer bir riskle karşılaşır. Bu nedenle itiraz kararı, yalnızca zaman kazanma amacıyla değil, elde bulunan belgeler değerlendirilerek verilmelidir.

Yukarıdaki bilgiler genel usul çerçevesini anlatır. Takip türü, dayanak belge ve tebligat geçmişi sonucu değiştirebileceğinden, yedi günlük süre içinde bir hukukçuya danışmanız önem taşır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla