İlamsız takip, elinde mahkeme kararı bulunmayan alacaklının borçluyu doğrudan icra dairesi aracılığıyla ödemeye zorlayabildiği hızlı bir yoldur. Bu hız, borçlu bakımından çok kısa savunma süreleri anlamına gelir. Maaş haczi ise takibin en sık hissedilen sonucudur ve kendine özgü sınırları vardır. İcra ve İflas Kanunu ile HMK ekseninde aşağıda, hangi itirazın nereye ve hangi sürede yapılacağı ele alınmaktadır.
Ödeme Emrine İtiraz ile Şikâyeti Ayırmak
Bu iki yol sık karıştırılır ancak muhatapları farklıdır. Borcun varlığına, miktarına ya da alacaklının sıfatına yönelik itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yapılır ve süresinde yapıldığında takip kendiliğinden durur. Buna karşılık icra dairesinin bir işleminin kanuna aykırı olduğu iddiası şikâyet konusudur ve icra mahkemesine yöneltilir; şikâyet süresi de kural olarak öğrenme tarihinden itibaren yedi gündür. Ödeme emrine itiraz edilmesi gereken yerde icra mahkemesine başvurulması, süre geçtikten sonra düzeltilemeyen bir kayba dönüşür.
Yetki İtirazının Özel Konumu
Takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu iddiası da ödeme emrine itiraz süresi içinde ve esasa ilişkin itirazla birlikte ileri sürülmelidir. Yalnızca yetkiye itiraz edilip borca itiraz edilmemesi, takibin yetkili daireye gönderilmesinden sonra borcun kesinleşmesi sonucunu doğurabilir. Şikâyeti inceleyecek icra mahkemesi ise takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir; bu, taraf iradesiyle değiştirilemez.
Maaş Haczinde Yasal Sınır
Ücret ve maaşların tamamı haczedilemez. Kanun, maaşın dörtte birinden azının haczedilemeyeceğini belirlemekle birlikte üst sınır bakımından borçlunun ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçinmesi için gerekli miktarın ayrılmasını öngörür. Nafaka alacakları bu sınırlamanın dışındadır ve daha geniş bir haciz imkânı doğurur. Aynı maaş üzerine birden fazla haciz konulduğunda hacizler sıraya girer; ilk hacizden arta kalan kısım sonraki dosyaya aktarılır. İşverenin, kesinti oranını yanlış uygulaması ya da hiç kesinti yapmaması ayrı bir sorumluluk doğurur.
Sıklıkla Gözden Kaçan Noktalar
- Emekli aylıkları bakımından kural olarak haciz yasağı bulunduğu, ancak borçlunun haciz sırasında ya da sonrasında verdiği muvafakatin sonucu değiştirebileceği
- Asgari ücret düzeyindeki gelirlerde geçim sınırı değerlendirmesinin ayrıca yapılması gerektiği
- İkramiye, prim ve benzeri ek ödemelerin haciz kapsamına girip girmediğinin ayrı incelenmesi gerektiği
- Haczedilemezlik iddiasının süresinde icra mahkemesine bildirilmemesi hâlinde kesintinin devam edeceği
- Borçlunun banka hesabına yatan maaşın, hesapta bulunması nedeniyle niteliğini kaybetmediği yönündeki itirazın belgeye dayandırılması gerektiği
Takip Kesinleştikten Sonra
Ödeme emrine itiraz edilmemiş ya da itiraz kaldırılmışsa takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. Bu aşamadan sonra borcun esasına yönelik savunmalar için menfi tespit ya da istirdat davası gibi ayrı yollar gündeme gelir. Borcun ödendiğine ilişkin belge sonradan bulunduğunda izlenecek yol da farklıdır. Her adımın kendine ait süresi bulunduğundan, tebliğ tarihlerinin tek bir tabloda tutulması en etkili koruyucu tedbirdir.
Bu açıklamalar genel bilgilendirme amacıyla sunulmuştur. Takibin türü, alacağın niteliği ve gelirin kaynağı sonucu değiştirebileceğinden, tebligatı aldıktan hemen sonra dosyanın bir hukukçuyla incelenmesi süre kaybını önler.