İlamsız takip, elinde ilam bulunmayan alacaklıya hızlı bir yol sunar; ancak bu hız, yanlış mercie yapılan başvurularla kolayca kaybedilir. İİK takip işlemlerini icra dairesine, şikâyet ve bazı itiraz türlerini icra mahkemesine, kimi uyuşmazlıkları ise genel mahkemeye bırakır. Mal beyanı tartışmalarında bu üçlü ayrım netleşmeden atılan her adım geri döner.
Takip Hangi İcra Dairesinde Başlatılır?
Takip yetkisi bakımından borçlunun yerleşim yeri esas alınır; sözleşmeden doğan para borçlarında ifa yeri icra dairesi de tercih edilebilir. Yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibe borçlu süresinde yetki itirazında bulunursa takip durur ve alacaklı yeniden yol almak zorunda kalır. Çok şubeli şirketlerde borçlunun ticaret sicilindeki merkez adresi ile fiilî adresinin ayrışması, uygulamada en sık rastlanan yetki hatası kaynağıdır.
Mal Beyanında Bulunmamanın Sonuçları
Ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlunun kanunda belirtilen süre içinde mal beyanında bulunması beklenir. Beyanda bulunmamak veya gerçeğe aykırı beyan vermek, İİK kapsamında yaptırıma bağlanmıştır. Alacaklı bakımından kritik nokta, bu yaptırımın hangi mercide istenebileceğidir; talebin icra dairesine yazılan bir dilekçeyle sonuçlanacağını düşünmek zaman kaybettirir.
İtiraz mı, Şikâyet mi, Dava mı?
- Borca veya imzaya itiraz, takibi durdurmak için icra dairesine yöneltilir
- İcra dairesinin işlemi kanuna aykırıysa yol şikâyettir ve mercii icra mahkemesidir
- İtirazın kaldırılması talebi belgeye bağlı olarak icra mahkemesinde incelenir
- İtirazın iptali davası ise genel mahkemede görülür ve ayrı bir yargılamadır
Süreler Neden Bu Kadar Kırılgan?
İcra hukukunda süreler kısa ve çoğu kez hak düşürücü niteliktedir. Ödeme emrinin tebliğ tarihi, itiraz süresinin ve mal beyanı süresinin ortak başlangıç noktasıdır. Tebligatın usulüne aykırı yapıldığı düşünülüyorsa, bunun ileri sürüleceği merci ile itirazın yöneltileceği merci farklı olabilir. Bu nedenle tebligat parçası dosyaya girer girmez incelenmeli ve tarihler tek bir takvime işlenmelidir.
Haciz Aşamasında Merci Karışıklığı
Üçüncü kişinin elindeki mal üzerinde hak iddiası, borçlunun haczedilemezlik savunması ve istihkak iddiası birbirinden ayrı usullere tabidir. Bunların hepsinin icra dairesine yazılan tek bir dilekçeyle çözülebileceği varsayımı, çoğu dosyada süre kaybının asıl sebebidir. Talebin niteliği belirlendikten sonra doğru merci seçilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar genel uygulamayı özetler. Takibin türü, alacağın kaynağı ve borçlunun sıfatı merci ve süre tablosunu değiştirebilir; bu nedenle dosyaya özgü bir inceleme yapılmadan adım atılmaması önerilir.