İcra takibiyle karşılaşan borçlunun aklına gelen ilk soru çoğu zaman itirazın nereye yapılacağıdır. Uygulamada hak kaybının önemli bir bölümü sürenin kaçırılmasından değil, süresinde ama yanlış mercie başvurulmasından doğar. İİK ve HMK ekseninde borçlu haklarının sonuç doğurabilmesi, her talebin kendi merciine yönlendirilmesine bağlıdır.
İcra Dairesi mi, İcra Mahkemesi mi?
Ödeme emrine karşı borcun kendisine, miktarına, faize ya da imzaya yönelik itiraz kural olarak takibin yapıldığı icra dairesine bildirilir. Buna karşılık icra müdürünün bir işleminin hukuka aykırı olduğu iddiası itiraz değil şikâyettir ve icra mahkemesine yöneltilir. Bu iki yolu birbirine karıştıran dilekçeler, süresinde verilmiş olsalar bile amaçlanan sonucu doğurmaz.
İlamlı takiplerde tablo bütünüyle değişir. Burada borca itiraz yolu kapalıdır; borçlunun elindeki araç icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını istemektir. Takibin ilamlı mı ilamsız mı olduğunu ayırt etmeden kurulan bir savunma planı daha ilk adımda hatalıdır.
Yetki İtirazının Kendine Özgü Kuralları
Takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu düşünülüyorsa, yetki itirazı esasa ilişkin itirazla birlikte ve aynı süre içinde ileri sürülmelidir. Sonradan gündeme getirilen yetki itirazları çoğunlukla dinlenmez. Ayrıca yetki itirazında hangi icra dairesinin yetkili olduğunun somut biçimde gösterilmesi, itirazın kaldırılması aşamasında belirleyici olur.
Yetki değerlendirmesinde borçlunun yerleşim yeri, borcun ifa yeri ve varsa geçerli bir yetki anlaşması birlikte okunur. Tacirler arasındaki ilişkilerde sözleşmeye konulan yetki kaydı sonucu değiştirebileceğinden, itiraz dilekçesi yazılmadan önce sözleşme metni incelenmelidir.
Usule Aykırı İşlem Neyi Kaybettirir?
- Şikâyet konusu bir işlem için itiraz dilekçesi verilmesi ve bu arada şikâyet süresinin dolması
- İmzaya itirazın ayrıca ve açıkça belirtilmemesi nedeniyle imzanın kabul edilmiş sayılması
- Yetki itirazının esas itirazdan kopuk ve geç sunulması
- Vekâletname ya da harç eksikliği yüzünden dilekçenin işleme alınmaması
- Dosyadaki tebligat parçası incelenmeden sürenin varsayıma göre hesaplanması
Borçlunun Elindeki Diğer Araçlar
İtiraz süresi geçtiğinde dosya kapanmış sayılmaz. Koşulları varsa gecikmiş itiraz yolu gündeme gelir; borcun bulunmadığı iddiası ayrı bir menfi tespit davasına konu edilebilir; haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğu savı ise istihkak prosedürüyle ileri sürülür. Haczedilemez nitelikteki değerler bakımından ayrıca şikâyet yolu bulunur.
Bu araçların her birinin kendi süresi, kendi görevli mercii ve kendi ispat yükü vardır. Dosyaya tek bir dilekçe üzerinden değil bütün olarak bakmak, borçlu açısından daha koruyucudur.
Kısa Değerlendirme
Tebligat tarihini, takibin türünü ve ulaşılmak istenen sonucu bir arada değerlendirmeden dilekçe yazmamak temel koruma refleksidir. Her icra dosyasının kendine özgü yönleri bulunduğundan buradaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir; dosyanızın durumuna göre bir hukukçuyla birlikte yol haritası çıkarmanız yerinde olur.