Hesabına elektronik haciz konulduğunu fark eden çoğu kişinin ilk tepkisi icra dairesini aramak olur; oysa yapılması gereken ilk iş, haczin dayanağı olan takibin hangi aşamada bulunduğunu öğrenmektir. İcra ve İflas Kanunu, itirazın türüne göre farklı merci ve farklı süreler öngörür. Yanlış kapı çalındığında ise kaybedilen yalnızca zaman olmaz, çoğu kez itiraz imkânı da tükenir. Bu rehber, e-haciz karşısında belgeye dayalı savunmanın nasıl kurulacağını ve ödeme yoluyla çözüm ile mahkemeye taşıma arasındaki tercihi ele alır.
İlk Saatlerde Yapılacak Üç Tespit
- Takibin ilamlı mı ilamsız mı olduğu ve dayanağının hangi belge olduğu belirlenir.
- Ödeme emrinin tebliğ edilip edilmediği, edilmişse tebliğ tarihi dosyadan görülür.
- Haczin hesabın tamamına mı yoksa belirli bir tutara mı yöneldiği ve haczedilemeyen kalemlerin bulunup bulunmadığı incelenir.
İtirazın Muhatabını Doğru Seçmek
Borcun varlığına ya da miktarına yönelik itiraz ile icra işleminin usulüne yönelik şikâyet birbirinden ayrı yollardır. Birincisi takibin niteliğine göre icra dairesine ya da icra mahkemesine yöneltilir; ikincisi ise doğrudan icra mahkemesinin görev alanındadır. Aynı dilekçede her ikisini karıştırmak, esasa girilmeden ret sonucunu doğurabilir. Bu nedenle itiraz metni yazılmadan önce hangi hukuki sebebin ileri sürüldüğü tek cümleyle netleştirilmelidir.
Belgeye Dayalı Savunmanın Omurgası
Elektronik haciz uyuşmazlıklarında beyan tek başına nadiren yeterli olur. Güçlü savunma, banka dekontları, hesap ekstreleri, ibraname veya mutabakat yazıları gibi tarih taşıyan belgelerle kurulur. Özellikle maaş, nafaka ve benzeri nitelikteki girişlerin haciz kapsamı dışında kaldığı iddiası, hesaba giren tutarın kaynağını gösteren işveren veya kurum yazısıyla desteklenmediğinde sonuç vermez.
- Ödeme yapıldığı iddiası için tarih ve açıklama içeren dekontlar
- Hesaba giren tutarın niteliğini gösteren kurum yazısı
- Borcun devri ya da yapılandırıldığı iddiası için sözleşme örneği
- Tebligatın usulsüzlüğü iddiası için tebliğ evrakının tamamı
Yapılandırma mı, Mahkeme mi?
Alacaklıyla anlaşarak haczin kaldırılması, hızlı sonuç veren ama borcu kabul anlamına gelebilen bir yoldur. Mahkemeye başvurmak ise borcu tartışmaya açar, buna karşılık zaman alır ve haczin devamı riskini taşır. Kritik nokta, bu iki yolun aynı anda ve dikkatsizce yürütülmesidir: ödeme görüşmeleri sürerken itiraz süresi işlemeye devam eder ve görüşme sonuçsuz kalırsa itiraz hakkı düşmüş olabilir. Süreyi durduran bir görüşme mekanizması bulunmadığından, takvim her hâlükârda ayrı tutulmalıdır.
Burada anlatılanlar genel bilgilendirmedir. Takibin türü, tebligatın durumu ve haczin kapsamı dosyadan dosyaya değiştiğinden, itiraz yolunu seçmeden önce takip dosyasının bütünüyle incelenmesi önerilir.