İçeriğe geç
AC

E-Haciz Sonrası İtiraz: İcra Dairesi mi, İcra Mahkemesi mi?

10 Haziran 2026 Finans Hukuku 2 dk okuma 83 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Hesaba elektronik ortamda haciz konulduğunu öğrenen borçlunun ilk refleksi genellikle icra dairesini aramak olur. Oysa yapılacak başvurunun muhatabı, itirazın konusuna göre değişir: borcun kendisine yönelik itiraz ile işlemin usulüne yönelik şikâyet farklı kapılara gider ve farklı sürelere tabidir.

Borca İtiraz ile Şikâyet Aynı Kapıya Çıkmaz

Ödeme emrine karşı borcun bulunmadığı, ödendiği veya zamanaşımına uğradığı ileri sürülüyorsa itiraz, takibin yapıldığı icra dairesine yöneltilir. Buna karşılık haciz işleminin kanuna aykırı biçimde uygulandığı iddiası bir şikâyettir ve icra mahkemesine yapılır. İmzaya itiraz ise ayrı bir usule tabidir. Uygulamada en sık görülen hata, süresi içinde icra dairesine yapılması gereken itirazın mahkemeye dilekçe verilerek geçirilmesidir.

E-Hacizde Sık Görülen Usul Sorunları

Elektronik haciz, işlemin toplu ve hızlı yapılmasını sağladığı için hataların da hızla yayılmasına yol açar. Dosyada özellikle şunlar kontrol edilmelidir:

  1. Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği
  2. Haczin takip dosyasındaki alacak tutarını aşıp aşmadığı
  3. Birden çok bankada eş zamanlı bloke uygulanarak fiilen mükerrer haciz oluşup oluşmadığı
  4. Haczedilemeyen nitelikteki ödemelerin hesapta bulunup bulunmadığı
  5. Borç ödendiği halde blokenin kaldırılmasında gecikme olup olmadığı

Maaş ve benzeri düzenli ödemelerde kanunun koyduğu sınırın üzerinde haciz uygulanması ile emekli aylığı gibi kalemlerin durumu ayrıca değerlendirilir. Bu tespitler yapılmadan verilen genel itiraz dilekçeleri sonuç üretmez.

Yetkiye İtirazın Ayrı Bir Yeri Vardır

Takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı düşünülüyorsa, yetki itirazının borca itirazla birlikte ve süresinde ileri sürülmesi gerekir. Sonradan yapılan yetki itirazı dinlenmez. İİK bakımından takip yetkisi, borçlunun yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa yeri gibi ölçütlere göre belirlenir; alacaklının kendi bulunduğu yerde takip başlatmış olması tek başına yeterli değildir.

Ödeme Taahhüdü mü, İtiraz Süreci mi

Alacaklının taksitli ödeme teklifi geldiğinde verilecek karar dikkat ister. İcra dairesinde verilen ödeme taahhüdü borcun kabulü anlamına gelir ve itiraz imkânını fiilen ortadan kaldırır; ayrıca taahhüde uyulmaması ayrı sonuçlar doğurur. Borcun varlığı tartışmalıysa önce itiraz yolunun işletilmesi, ödeme görüşmelerinin ise itiraz süresini geçirmeden yürütülmesi daha güvenli bir çizgidir. Alacağın gerçekten var olduğu dosyalarda ise erken yapılan bir uzlaşma, faiz ve masrafların büyümesini engelleyebilir.

Uyarı Notu

Burada aktarılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır. İcra takiplerinde süreler kısa ve sonuçları ağır olduğundan, itiraz veya taahhüt öncesinde dosyanın bir hukukçu tarafından incelenmesi gerekir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla