İcra takibiyle karşılaşan borçlunun yaptığı en yaygın hata, itirazını doğru makama yöneltmemektir. Takibe itiraz, haczin kaldırılması talebi ve şikâyet birbirinden farklı kurumlardır; üçünün de muhatabı aynı değildir. Yanlış yere verilen dilekçe, süre dolduğunda takibin kesinleşmesini engellemez.
İtiraz ve Şikâyet Ayrımı
İİK sisteminde ödeme emrine itiraz kural olarak icra dairesine yapılır; borca, faize veya imzaya yönelik itirazın kapsamı dilekçede ayrı ayrı belirtilmelidir. Buna karşılık icra müdürlüğünün bir işleminin hukuka aykırı olduğu iddiası itiraz değil şikâyettir ve icra mahkemesine yöneltilir. İtirazın kaldırılması veya iptali talepleri ise alacaklının yürüteceği ayrı süreçlerdir. Takip türü de belirleyicidir: kambiyo senetlerine özgü takipte itirazın usulü ve süresi genel haciz yolundan farklıdır.
E-Hacizde Sık Karşılaşılan Durumlar
- Maaş hesabına konulan haciz: ücretin haczedilemeyecek kısmı kanunda belirlenmiştir, aşan hacizler için icra mahkemesine şikâyet yolu kullanılır.
- Emekli aylığı üzerindeki haciz: borçlunun açık muvafakatinin bulunup bulunmadığı ve bu muvafakatin ne zaman verildiği belirleyicidir.
- Üçüncü kişiye ait hesap veya mala konulan haciz: istihkak iddiası ayrı bir usule tabidir ve süresinde ileri sürülmelidir.
- Aynı borç için birden çok hesaba konulan aşkın haciz: orantısızlık iddiası somut tutarlarla gösterilmelidir.
Süre Kurgusunu Kurmak
İcra hukukunda süreler kısadır ve çoğu hak düşürücü niteliktedir. Ödeme emrinin tebliğ tarihi, haczin öğrenildiği tarih ve şikâyete konu işlemin öğrenilme anı ayrı ayrı kaydedilmelidir. Tebligatın usulsüz yapıldığı düşünülüyorsa, usulsüz tebligat şikâyeti ile öğrenme tarihinin beyanı birlikte ele alınmalıdır. Bu beyan sonraki tüm sürelerin başlangıcını etkilediğinden, dikkatsizce yazılan tek bir tarih dosyanın tamamını zayıflatabilir.
Menfi Tespit mi, İcra Mahkemesi mi
Borcun aslında bulunmadığı iddiası icra mahkemesinde değil, genel mahkemede açılacak menfi tespit davasının konusudur. İcra mahkemesi dar yetkili bir mercidir ve belge üzerinden sınırlı inceleme yapar. HMK çerçevesinde yürüyen menfi tespit davasında ise ispat imkânları geniştir; ancak takibin durması kendiliğinden gerçekleşmez, ayrıca talep edilmesi ve şartlarının sağlanması gerekir. İki yolun karıştırılması, borçlunun hem zaman hem teminat kaybetmesine yol açar.
Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Takip dosyanızdaki belge ve tebligat düzeni farklı sonuçlar doğurabileceğinden, itiraz süresi işlemeye devam ederken vakit kaybetmeden hukuki destek almanız önerilir.