İcra takibiyle karşılaşan borçlunun ilk savunma aracı, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine yapacağı itirazdır. Öte yandan takip sürecinde banka hesaplarına uygulanan elektronik hacizler, yani e-hacizler, kişinin mali hayatını doğrudan etkiler. İİK çerçevesinde bu iki başlığı doğru yönetmek, hem takibi durdurmak hem de mağduriyeti sınırlamak açısından önemlidir.
Ödeme Emrine İtiraz Süresi
Ödeme emri tebliğ edildikten sonra itiraz için tanınan süre işlemeye başlar ve bu süre içinde icra dairesine itiraz edilmezse takip kesinleşir. İtiraz, kural olarak takibi durdurur; ancak borca, imzaya ya da yetkiye yönelik itirazların ayrı ayrı ve açıkça belirtilmesi gerekir. Sürenin kaçırılması en sık yaşanan hak kaybıdır.
E-Haczin İşleyişi
Takip kesinleştiğinde alacaklının talebiyle borçlunun banka hesaplarına elektronik ortamda haciz konulabilir. Bu durumda hesaptaki tutar bloke edilir. Ancak bazı gelir ve hesaplar üzerinde haciz sınırlamaları bulunabildiğinden, uygulanan haczin kapsamı dikkatle incelenmelidir.
İzlenecek Adımlar
- Ödeme emrinin tebliğ tarihini ve içeriğini kontrol edin.
- İtirazınızı süresi içinde ve gerekçeli biçimde icra dairesine yapın.
- E-haczin dayandığı takibi ve haczin kapsamını inceleyin.
- Haczedilemez nitelikte bir gelir bloke edildiyse kaldırılmasını talep edin.
Usulsüz Tebligat İhtimali
Borçlunun haberi olmadan takibin kesinleşmesinin en sık nedeni, ödeme emrinin usulüne aykırı tebliğidir. Tebligatın hatalı yapıldığı ortaya konabilirse, itiraz süresinin işlemeye başlamadığı ileri sürülebilir. Bu nedenle tebligat parçasının ve tebliğ tarihinin incelenmesi, savunmanın çıkış noktasını oluşturur.
Bu açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir. Takibin türü, borcun dayanağı ve tebligatın durumu sonucu değiştirebileceğinden, adım atmadan önce dosyanıza özel destek almanız isabetli olacaktır.