Maaşına haciz konulduğunu bordrosundaki kesintiyle öğrenen borçlunun ilk sorusu genellikle aynıdır: bu işleme nereye başvurulur. Cevap, itirazın neye yöneldiğine göre değişir. Borcun kendisine karşı çıkılıyorsa icra dairesine yapılacak itiraz, kesintinin oranına veya usulüne karşı çıkılıyorsa icra mahkemesine yapılacak şikâyet gündeme gelir. İİK bu iki yolu birbirinden ayırır ve yanlış mercie yapılan başvuru süreyi korumaz.
Ödeme Emrine İtiraz ile Haciz Şikâyeti Farkı
İlamsız takipte ödeme emrine itiraz, tebliğden itibaren yedi günlük süre içinde ve icra dairesine yapılır; bu itiraz takibi durdurur. Buna karşılık takip kesinleşmişse borca itiraz yolu kapanmış olur ve geriye yalnızca haciz işleminin kendisine yönelik şikâyet kalır. Bordrodaki kesintiyi görüp doğrudan mahkemeye başvuran borçlu, çoğu zaman aslında hâlâ açık olan itiraz süresini fark etmeden geçirmiş olur.
Kesinti Oranının Denetlenmesi
İİK, maaş ve ücretlerin ancak belirli bir bölümünün haczedilebileceğini, bu bölümün dörtte birden az olamayacağını düzenler. Uygulamada tartışma genellikle üç noktada çıkar:
- Haczedilemeyecek nitelikteki ödemelerin matraha dahil edilmesi
- Birden fazla dosyanın aynı anda kesinti yapması
- Nafaka alacağına ilişkin dosyanın sıraya sokulmadan işlem görmesi
Bu başlıklarda şikâyet, kesintiyi gösteren bordro ve işverene gönderilen haciz müzekkeresi birlikte sunulduğunda anlam kazanır.
Süreyi Başlatan An ve Tebligat Riski
Şikâyet için öngörülen süre, işlemin öğrenildiği tarihten işler. Borçlu çoğu zaman haczi işverenden öğrenir; bu durumda öğrenme tarihinin ispatı önem kazanır. Eski adrese yapılan tebligat nedeniyle takipten haberdar olunmadığı ileri sürülecekse, adres kayıt sistemindeki bilgiler ve tebligat parçası dosyadan temin edilerek incelenmelidir. Tebligatın usulsüzlüğü ayrı bir başvuru konusudur ve öğrenme tarihine göre değerlendirilir.
Delil Eksikliğinin Şikâyeti Düşürdüğü Yer
Bu dosyalarda en sık görülen eksiklik, iddianın belgesiz kalmasıdır. Kesintinin fazla olduğu söylenirken bordronun sunulmaması, asgari ücret düzeyinde gelir bulunduğu belirtilirken banka hesap dökümünün eklenmemesi, aile durumu nedeniyle daha düşük oran talep edilirken bu duruma ilişkin kayıtların gösterilmemesi tipik örneklerdir. İcra dosyasının güncel hesap tablosu alınmadan yapılan itirazlar da çoğu kez rakamsal olarak temelsiz kalır.
Muvafakat ve Taahhüt Tuzağı
Alacaklıyla yapılan görüşmelerde imzalanan yüksek oranlı kesinti muvafakati veya ödeme taahhüdü, sonradan şikâyet imkânını daraltabilir. Bu tür belgeler imzalanmadan önce, taahhüdün ihlali hâlinde doğabilecek sonuçlar ile kesinti oranının gerçek ödeme kapasitesiyle uyumu birlikte değerlendirilmelidir.
Yukarıdakiler genel çerçeveyi anlatır; takibin türü, tebligat tarihleri ve dosya sayısı sonucu değiştirir. Kesintiyi fark ettiğinizde süreler kısa olduğundan, dosyayı inceleyecek bir hukukçuya vakit geçirmeden başvurmanız uygun olur.