Ödeme emri eline ulaşan borçlu için kısa bir karar penceresi açılır: itiraz edilecek mi, edilecekse neye yönelik olacak ve mal beyanı yükümlülüğü nasıl yerine getirilecek. İİK ve HMK çerçevesindeki bu aşamada verilen kararlar, sonraki tüm süreci belirler. Yanlış kurgulanan bir itiraz, haklı bir borçluyu delil eksikliği görünümüne sokabilir.
İtirazın Kapsamını Doğru Belirlemek
İtiraz genel olarak borca, imzaya, faize veya yetkiye yönelik olabilir ve bunların sonuçları birbirinden farklıdır. Senede dayalı takiplerde imzaya itiraz edilmemesi, imzanın kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurur. Buna karşılık dayanağı olmadan yapılan imza itirazı, inceleme sonucunda aleyhe sonuç doğurabilir. Bu nedenle karar, elinizdeki belgeye bakılarak verilmelidir.
Ödeme Savunmasının İspatı
En sık ileri sürülen savunma borcun ödendiğidir; ancak ödeme çoğu zaman belgelendirilemez. Güçlü bir ödeme savunması için gerekenler:
- Banka kanalıyla yapılmış ve açıklamasında borç ilişkisi belirtilmiş transferler
- Elden ödeme varsa tarih ve tutar içeren, alacaklı imzalı makbuz
- Kısmi ödemelerde hangi borca mahsup edildiğini gösteren yazışma
- Borcun yapılandırıldığı veya ertelendiğine dair karşılıklı mutabakat metni
Açıklamasız transferler, taraflar arasında birden fazla ilişki varsa hangi borca ait olduğu tartışmasına açıktır.
Mal Beyanı Yükümlülüğü
Mal beyanı, borçlunun malvarlığını bildirme yükümlülüğüdür ve süresinde yerine getirilmemesinin yaptırımı bulunur. Beyanın gerçeğe aykırı olması ise ayrı bir sorumluluk doğurur. Burada doğru yaklaşım, mevcut durumu eksiksiz bildirmek ve haczedilemeyecek nitelikte olduğu düşünülen kalemler bakımından bu iddiayı ayrıca ileri sürmektir.
İtirazın Kaldırılması Aşamasında Belge Gücü
İtiraz üzerine takip durduğunda alacaklı, elindeki belgenin niteliğine göre farklı yollara başvurur. Bu aşamada inceleme dar bir belge çerçevesinde yapıldığından, borçlunun savunmasını destekleyen yazılı delilin niteliği belirleyici olur. Tanık anlatımına dayalı savunmalar bu aşamada genellikle karşılık bulmaz; bu nedenle yazılı belge toplama çabası itiraz anında başlamalıdır.
Tebligat ve Süre Kaydı
İtiraz süresi kısa ve kesin niteliktedir; bu sürenin başlangıcı tebligat tarihidir. Tebligatın usulüne uygun yapılmadığı düşünülüyorsa, tebliğ evrakının bir örneği alınarak şerhler incelenmelidir. Adres, teslim edilen kişi ve şerhin içeriği arasındaki tutarsızlıklar ayrı bir itiraz zemini oluşturabilir. Süre geçtikten sonra yapılan başvurularda ise gecikmenin haklı nedeni belgelenmelidir.
Bu açıklamalar genel niteliktedir; takibin türü, dayanak belge ve tarafların geçmiş ilişkisi izlenecek yolu değiştirir. Ödeme emrini aldıktan sonra vakit kaybetmeden bir avukatla görüşmeniz, geri kazanılması güç hak kayıplarını önler.