İcra takibinde en kritik dönem, ödeme emrinin tebliğinden sonraki kısa aşamadır. Bu aşamada yapılan bir eksiklik, esasa ilişkin haklı olan borçlunun dahi savunma imkânını daraltır. İİK uygulamasında itirazın kapsamı ile mal beyanı yükümlülüğü birbirinden ayrı iki başlıktır; ikisinin karıştırılması usule aykırı işlem sonucunu doğuran en yaygın hatalardandır.
İtirazın Kapsamı Baştan Doğru Belirlenmelidir
Borca itiraz, imzaya itiraz ve yetkiye itiraz farklı sonuçlar doğurur. İmzaya itirazın ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerekir; genel ifadelerle yazılan dilekçeler imza itirazı sayılmayabilir. Yetki itirazının ise itirazla birlikte ve hangi icra dairesinin yetkili olduğu gösterilerek ileri sürülmesi beklenir. Borcun bir kısmına itiraz ediliyorsa kabul edilen tutarın açıkça yazılması gerekir; aksi hâlde itirazın kapsamı tartışmalı hâle gelir.
İtiraz Mal Beyanı Yükümlülüğünü Kaldırır mı
Takibin durması ile mal beyanında bulunma yükümlülüğü aynı anlama gelmez. Beyanın süresinde ve gerçeğe uygun biçimde verilmemesi ayrı sonuçlar doğurabilir. Beyanda malvarlığının değil, borcu karşılamaya yetecek malvarlığının bulunmadığı da gerekçesiyle bildirilebilir; bu bildirimin içeriği sonradan yapılacak incelemelerle karşılaştırılacağından gerçeğe uygun olması önem taşır.
İtirazın Kaldırılması ve İptali Aşamasına Hazırlık
Alacaklının başvuracağı yol, elindeki belgenin niteliğine göre değişir. Bu nedenle borçlu tarafın da savunmasını belge esaslı kurması gerekir: ödeme makbuzları, banka dekontları, cari hesap mutabakatları ve yazışmalar itirazın gerekçesiyle uyumlu biçimde hazırlanmalıdır. İtiraz dilekçesinde ileri sürülmeyen bir sebebin sonraki aşamada dinlenmeme ihtimali göz önünde tutulmalıdır.
Haciz Sonrası Ortaya Çıkan Uyuşmazlıklar
Haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiası, memur işlemine yönelik şikâyet ve haczedilemezlik iddiası birbirinden farklı usullere tabidir. Her biri için başvurulacak merci ve ileri sürülme zamanı ayrıdır; tek bir dilekçeyle hepsinin çözüleceği varsayımı zaman kaybına yol açar. HMK yönünden delil sunma düzeni bu aşamalarda da geçerlidir.
Usul Hatası Doğuran Sık Uygulamalar
- Tebliğ tarihinin belgelenmemesi ve süre hesabının tahminle yapılması
- İtiraz dilekçesinin yanlış icra dairesine verilmesi
- Kısmi itirazda kabul edilen tutarın yazılmaması
- Mal beyanının hiç verilmemesi ya da eksik doldurulması
Takip türü ve dayanak belge, izlenecek yolu tümüyle değiştirebilir. Dosyanızdaki tebligat ve belge durumuna göre bireysel bir değerlendirme yaptırmanız önerilir.