İcra takibi kendisine tebliğ edilen borçlunun elindeki en kıymetli şey zamandır; ikinci en kıymetli şey ise doğru adrestir. İcra ve İflas Kanunu (İİK), aynı takip dosyasında birbirinden tamamen farklı işlevleri olan iki mercii öngörür: takibi yürüten icra dairesi ve denetim yapan icra mahkemesi. Bu ikisinin karıştırılması, süresi içinde yapılmış bir itirazın dahi sonuçsuz kalmasına yol açar. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise itirazın iptali gibi genel mahkeme davalarında uygulanacak usulü belirler.
Hangi İşlem Nereye Yapılır?
Ödeme emrine karşı borca itiraz, kural olarak takibin yapıldığı icra dairesine bildirilir. Buna karşılık icra dairesinin işlemlerinin kanuna veya olaya uygun olmadığı iddiası bir şikâyettir ve icra mahkemesine yöneltilir. Kambiyo senetlerine özgü takiplerde ise itiraz doğrudan icra mahkemesine yapılır. Aynı dosyada, aynı gün, iki farklı mercie başvurmak gerekebileceği için hangi itirazın nereye ait olduğu baştan listelenmelidir.
İmzaya İtiraz ile Borca İtiraz Ayrımı
Senet altındaki imzanın borçluya ait olmadığı iddiası ayrıca ve açıkça ileri sürülmezse, imza ikrar edilmiş sayılır. Yalnızca “borcum yoktur” demek, imza incelemesi yaptırma imkânını ortadan kaldırabilir. Faize, ferilere veya yetkiye yönelik itirazların da ayrı ayrı ve gerekçeli biçimde yazılması gerekir; genel bir itiraz, hangi kalemin çekişmeli olduğunu göstermez.
Mal Beyanı: İhmal Edilen Ama Yaptırımı Olan Yükümlülük
- Mal beyanı, borca itiraz edilmiş olsa dahi kanunda öngörülen hâllerde ayrıca yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür
- Beyanın kapsamı yalnızca taşınmaz ve araç değildir; alacaklar, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki haklar da gösterilir
- Gerçeğe aykırı veya eksik beyan, ayrı bir sorumluluk doğurabilir
- Malî durumda sonradan meydana gelen değişikliğin bildirilmesi gerekebilir
- Beyanın hangi tarihte, hangi dosya numarasıyla verildiği mutlaka belgelenmelidir
İtiraz Sonrası: İki Ayrı Yol
İtiraz takibi durdurduğunda alacaklının önünde iki seçenek belirir: elindeki belge niteliğine göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemek ya da genel mahkemede itirazın iptali davası açmak. Hangi yolun seçileceği, elde belge olup olmadığına ve tazminat riskine göre değişir. Borçlu açısından da bu iki yol farklı savunma stratejisi gerektirir; icra mahkemesindeki inceleme sınırlıyken genel mahkemede tanık dâhil geniş bir ispat alanı açılabilir.
Süreleri Tek Takvimde Toplamak
Ödeme emrinin tebliğ tarihi, itiraz süresinin son günü, mal beyanı için tanınan süre ve gecikmiş itiraz ihtimali aynı tabloda tutulmalıdır. Tebligatın usulsüz olduğu düşünülüyorsa bu iddianın da öğrenme tarihi esas alınarak zamanında ileri sürülmesi gerekir; usulsüz tebligat iddiası, süresi geçtikten sonra ileri sürüldüğünde çoğu kez sonuç doğurmaz.
Buradaki açıklamalar genel çerçeveyi tanıtır; takibin türü, dayanak belge ve tebligatın şekli sonucu doğrudan etkilediğinden, ödeme emrini aldığınız gün bir hukukçuya danışmanız önem taşır.