İçeriğe geç
AC

Konkordatoda İtiraz ve Şikâyet: Yedi Günlük Süre Hangi Merciye Ait?

30 Mayıs 2026 Finans Hukuku 2 dk okuma 80 görüntülenme Son güncelleme: 4 Ağustos 2026

Konkordato sürecinde alacaklıların en çok hata yaptığı nokta, farklı süre ve mercilere tabi üç ayrı yolun birbirine karıştırılmasıdır: ödeme emrine itiraz, icra dairesi işlemine şikâyet ve mahkeme kararlarına karşı kanun yolu. Bu rehber, İİK ve HMK ekseninde konkordato dosyasında hangi başvurunun nereye ve hangi sürede yapılacağını netleştirmeyi amaçlar.

Konkordato Talebinde Görevli ve Yetkili Mahkeme

Konkordato talebi asliye ticaret mahkemesine yapılır. Yetki bakımından ölçüt borçlunun iflasa tabi olup olmamasıdır: iflasa tabi borçlu bakımından muamele merkezinin bulunduğu yer, iflasa tabi olmayan borçlu bakımından ise yerleşim yeri mahkemesi esas alınır. Muamele merkezi ile ticaret sicilindeki adresin farklılaştığı dosyalarda, fiili yönetim merkezinin nerede olduğu ayrıca ortaya konulmalıdır; aksi hâlde yetki itirazı süreci baştan geciktirir.

Yedi Günlük Süre Hangi Başvuruya Aittir

İİK'da yedi günlük süre iki farklı başvuruda karşımıza çıkar ve mercileri birbirinden ayrıdır. Ödeme emrine itiraz, takibi yürüten icra dairesine yapılır ve borçluya aittir. İcra dairesinin bir işleminin kanuna veya olaya uygun olmadığı iddiasıyla yapılan şikâyet ise icra mahkemesine yöneltilir. Konkordato bağlamında pratik önem taşıyan ikinci yoldur: mühlete rağmen sürdürülen bir takip işlemi ya da yapılan bir haciz, şikâyet konusudur. Bir hakkın yerine getirilmemesi veya kamu düzenine aykırılık hâllerinde şikâyetin süreye bağlı olmadığı kabul edilir; buna karşın süreye tabi hâllerde yedi günün öğrenme tarihinden itibaren işlediği unutulmamalıdır.

Mühletin Takiplere Etkisi ve Sık Yapılan Hata

Geçici veya kesin mühlet kararıyla birlikte borçluya karşı yeni takip yapılamaz, başlamış takipler kural olarak durur. Ancak bu koruma mutlak değildir: rehinle temin edilmiş alacaklar bakımından takip başlatılabilmesine karşın muhafaza tedbiri ve satış yapılamaz; kanunda imtiyazlı sayılan bazı alacaklar için ise ayrı bir rejim öngörülmüştür. Alacaklıların en sık yaptığı hata, mühlet kararını tüm alacak türleri için mutlak bir durma sanıp rehin hakkını sürede korumamaktır.

Alacaklı Olarak Dosyada Ne Yapmalı

  1. Mühlet kararının ilanı takip edilerek alacak kaydı süresinde yapılmalıdır.
  2. Alacağın rehinli, imtiyazlı veya adi olduğu belgelerle birlikte açıkça belirtilmelidir.
  3. Komiser tarafından hazırlanan cetvelde alacağın yer alıp almadığı denetlenmelidir.
  4. Alacaklılar toplantısındaki oy kullanımı ve tutanak kaydı takip edilmelidir.
  5. Tasdik aşamasında projenin alacağı nasıl etkilediği hesap üzerinden değerlendirilmelidir.

Delil Eksikliğinin Bedeli

Konkordato dosyalarında alacağın varlığı kadar sırasının da ispatı gerekir. Rehin sözleşmesi, ipotek akit tablosu, teminat mektubu, cari hesap ekstresi ve teslim belgeleri eksik sunulduğunda alacak adi alacak olarak sınıflandırılabilir ve tahsil beklentisi ciddi biçimde düşer. Belgelerin komisere sunulan nüshalarının ayrıca kayda geçirilmesi, sonraki aşamalarda tartışmayı azaltır.

Bu açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir. Borçlunun mali yapısı ve alacağın teminat durumu her dosyada farklı bir strateji gerektirdiğinden, süreçte hukuki destekle ilerlemeniz önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla