İçeriğe geç
AC

Konkordatoda Yedi Günlük İtiraz Süresi ve Alacaklı Usul Takvimi

30 Mart 2026 Finans Hukuku 2 dk okuma 78 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Konkordato sürecinde alacaklının en çok zorlandığı nokta, borçlunun talebi mahkemeye sunduktan sonra takvimin kendi kontrolünden çıkmasıdır. Mühlet kararlarıyla takipler durur, alacak bildirimi için ilan yapılır ve kısa itiraz süreleri işlemeye başlar. Bu rehber, İİK ve HMK ekseninde alacaklı tarafın yedi günlük itiraz penceresini ve süreç boyunca izlemesi gereken usul adımlarını konu alıyor.

İlan Takibi Bir Zorunluluktur

Konkordato sürecinde bildirimlerin önemli bir kısmı kişiye özel tebligatla değil, ilan yoluyla yapılır. Bu da alacaklının kendi kapısına bir evrak gelmesini beklemesinin en riskli tutum olduğu anlamına gelir. Borçlunun ticaret sicili kayıtları ve ilanlar düzenli aralıklarla takip edilmelidir; mühlet kararı, komiser atanması ve alacaklılar toplantısı çağrısı bu yolla öğrenilir.

Yedi gün gibi kısa sürelerin en sık kaçırılma sebebi, sürenin geçmesi değil sürenin başladığının fark edilmemesidir. Bu nedenle dosya için tek bir izleme sorumlusu belirlenmeli ve kontrol tarihi haftalık olarak tekrarlanmalıdır.

Alacağın Bildirimi ve Kayda Geçirilmesi

  1. Alacak, ilanda belirtilen süre içinde belgeleriyle birlikte komisere bildirilir.
  2. Bildirimde asıl alacak, işlemiş faiz ve fer ileri ayrı ayrı gösterilir.
  3. Rehin, ipotek veya teminat varsa bu durum açıkça belirtilir; teminatlı alacaklının konumu farklıdır.
  4. Borçlunun defterlerinde alacağın hangi tutarla göründüğü kontrol edilir.
  5. Kayıtta eksiklik veya tutarsızlık varsa, itiraz yolu süresi içinde kullanılır.

Borçlunun defterinde alacağın eksik veya hiç yer almaması, sessiz kalındığında ilerleyen aşamada oy hakkını ve alınacak payı doğrudan etkiler.

Kısa İtiraz Sürelerinin Yönetimi

Süreç boyunca birbirinden farklı nitelikte kararlar çıkar: mühlet kararları, komiserin işlemlerine ilişkin tasarruflar ve nihai karar. Bunların her birinin itiraz mercii ve süresi aynı değildir. Kararın icra mahkemesine mi, ilgili asliye ticaret mahkemesine mi yoksa istinafa mı taşınacağı, kararın türüne göre belirlenir. Yanlış mercie yapılan başvuru, süre içinde yapılmış olsa bile hakkı kurtarmaz.

Bu nedenle her karar tebliğ alındığında üç bilgi aynı anda yazılmalıdır: kararın türü, tebliğ tarihi ve başvurulacak merci. Bu üçlü doğru kurulduğunda kısa süreler yönetilebilir hâle gelir.

Projeye Onay Vermek ile Direnmek Arasında

  • Projede öngörülen ödeme oranı ve vade, tasfiye hâlinde elde edilebilecek muhtemel sonuçla karşılaştırılır.
  • Alacak teminatlı ise, teminatın değeri ve paraya çevrilebilirliği ayrıca değerlendirilir.
  • Borçlunun faaliyetine devam ederek ödeme yapma kabiliyeti, komiser raporlarındaki verilerle sınanır.
  • Diğer alacaklıların tutumu, projenin kabul edilip edilmeyeceğini belirleyeceğinden dikkate alınır.

Projeye katılmak bir uzlaşma tercihidir ve çoğu zaman daha erken ama daha düşük bir tahsilat anlamına gelir. Direnme ise daha uzun ve sonucu belirsiz bir yoldur. Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; alacağın niteliği, teminat durumu ve süreçteki aşama izlenecek yolu değiştirebileceğinden dosyaya özel bir değerlendirme yapılması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla