Ödeme güçlüğüne düşen bir işletme için konkordato, iflasa giden yolun tek alternatifi değil, çoğu zaman faaliyeti sürdürerek borçları yapılandırma imkanıdır. Konkordato sürecinde borçlunun hakları, İİK ve HMK çerçevesinde, sürecin her aşamasında farklı bir koruma sağlar.
Konkordatonun Temel Amacı
Konkordato, borçlunun alacaklılarıyla, mahkeme denetiminde bir ödeme planı üzerinde anlaşmasını hedefler. İflastan farkı, işletmenin varlığını tasfiye etmek yerine, faaliyeti sürdürerek borçları belirli bir plana bağlamasıdır. Bu yönüyle hem borçluyu hem alacaklıları koruyan bir denge kurmayı amaçlar.
Geçici Mühlet ve Sağladığı Koruma
Başvurunun ardından mahkeme, koşullar uygunsa geçici mühlet kararı verir. Bu karar, borçluya nefes alma imkanı tanır: mühlet süresince kural olarak borçluya karşı yeni takip yapılamaz ve mevcut takipler durur. Böylece işletme, yapılandırma planını hazırlarken varlıklarının dağılmasından korunmuş olur.
Borçlunun Mühlet Boyunca Yükümlülükleri
- Faaliyetlerini komiser denetimi altında sürdürmek
- Mahkemenin belirlediği tasarruf sınırlarına uymak
- Alacaklıların menfaatini zedeleyecek işlemlerden kaçınmak
Komiserle İlişki
Sürece atanan konkordato komiseri, borçlunun karşıtı değil, sürecin işleyişini denetleyen ve mahkemeye rapor veren bir aktördür. Borçlunun şeffaf davranması, komiser raporlarının olumlu olmasına ve dolayısıyla mühletin uzatılması ihtimaline doğrudan etki eder.
Kesin Mühlete Geçiş
Geçici mühlet sonunda mahkeme, projenin başarı ihtimalini değerlendirerek kesin mühlete karar verebilir. Bu aşamada borçlunun sunduğu ödeme planının gerçekçiliği belirleyicidir. Ulaşılamaz taahhütlerle hazırlanan bir plan, sürecin ilerleyen aşamada iflasa dönmesi riskini taşır.
Yukarıdaki bilgiler geneldir. İşletmenin mali yapısı ve alacaklı bileşimi süreci doğrudan etkilediğinden, somut durumunuz için profesyonel hukuki değerlendirme almanız önerilir.