İçeriğe geç
AC

Konkordatoda Borçlunun Konumu: Yetkili Ticaret Mahkemesi ve Mühlet Usulü

16 Haziran 2026 Finans Hukuku 2 dk okuma 73 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Konkordato, borçlunun borcunu inkâr ettiği bir süreç değil, ödeme gücündeki sıkışmanın mahkeme denetiminde yapılandırıldığı bir usuldür. Bu niteliği, borçluya hem koruma hem de sıkı bir denetim getirir. Bu rehber, konkordatoda borçlunun konumunu yetkili mahkeme ve mühlet usulü ekseninde ele alır.

Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

Konkordato talebi asliye ticaret mahkemesine yapılır. Yetki bakımından, iflâsa tabi borçlular için muamele merkezinin bulunduğu yer; iflâsa tabi olmayanlar için ise yerleşim yeri mahkemesi esas alınır. Muamele merkezi ile ticaret sicilindeki merkez adresinin farklılaştığı hâllerde, fiilî yönetim ve karar merkezinin nerede olduğu tartışma konusu olabilir. Talebin yetkisiz mahkemeye yapılması, sürecin en kritik döneminde zaman kaybına yol açar.

Talep Dosyasının İçeriği

  • Konkordato ön projesi ve teklif edilen ödeme planı
  • Malvarlığının durumunu gösteren belgeler ve güncel bilanço
  • Alacaklıları, alacak miktarlarını ve imtiyaz durumunu gösteren liste
  • Ön projeye göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen tutarın, iflâs hâlindeki tutarla karşılaştırılması
  • Bağımsız denetim kuruluşunca hazırlanan makul güvence raporu ve dayanakları

Geçici Mühletten Kesin Mühlete

  1. Belgeler eksiksizse geçici mühlet kararı verilir ve konkordato komiseri görevlendirilir.
  2. Geçici mühlet, ilan edilerek ilgili sicillere bildirilir; alacaklılara itiraz imkânı tanınır.
  3. Mahkeme, komiserin raporu ve itirazları değerlendirerek kesin mühlete karar verir ya da talebi reddeder.
  4. Kesin mühlet süresi, dosyanın niteliğine göre kanunda öngörülen sınırlar içinde uzatılabilir.
  5. Sürecin sonunda konkordato projesi tasdik edilir veya talep reddedilerek mühletin sonuçları ortadan kalkar.

Mühletin Borçluya Sağladığı Koruma ve Getirdiği Sınır

Mühlet süresince borçlu aleyhine kural olarak takip yapılamaz, başlamış takipler durur ve ihtiyati haciz ile ihtiyati tedbir uygulanamaz. Bu korumanın kapsamı sınırsız değildir; rehinle temin edilmiş alacaklar ile işçi alacakları gibi imtiyazlı alacaklar bakımından kanun özel hükümler öngörür. Buna karşılık borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi komiserin denetimine girer; taşınmaz devri, rehin tesisi ve kefalet gibi işlemler mahkemenin izni olmadan yapılamaz. İzin alınmadan yapılan işlemler hükümsüzlük yaptırımıyla karşılaşabilir.

Sürecin Kesilmesine Yol Açan Davranışlar

Komisere bilgi ve belge verilmemesi, ticari defterlerin düzensizliği, projeye aykırı ödemeler ve alacaklılar arasında eşitliği bozan işlemler mühletin kaldırılması sonucunu doğurabilir. Bu nedenle mühlet dönemi, borçlu açısından pasif bir bekleme değil, kayıt disiplininin en sıkı uygulandığı dönemdir.

Tasdik ve Sonrası

Tasdik kararı, projeye katılmamış alacaklıları da bağlar; buna karşılık tasdik edilmemesi hâlinde koşulları varsa iflâs kararı gündeme gelebilir. Tasdik veya ret kararlarına karşı kanun yoluna başvuru imkânı bulunduğundan, karar tarihinden itibaren süre takvimi yeniden kurulmalıdır.

İİK ve HMK hükümlerinin uygulanması, işletmenin büyüklüğüne ve alacaklı yapısına göre farklı sonuçlar üretebilir. Ödeme güçlüğü ilk belirtileri ortaya çıktığında hukuki ve mali değerlendirmenin birlikte alınması, seçeneklerin daralmasını önler.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla