Konkordato, ödeme güçlüğü içindeki borçluya nefes alma imkânı tanıyan bir yeniden yapılandırma yoludur; ancak sağladığı koruma sınırsız değildir. Talep dosyası özensiz hazırlandığında süreç, borçluyu korumak yerine mali tabloyu alacaklıların önüne sermekten öteye geçmez. Bu rehber, İİK ve HMK çerçevesinde borçlunun konkordato sürecindeki hakları ile bu hakların sınırlarını ele alır.
Geçici Mühlet Neyi Durdurur, Neyi Durdurmaz
Mühlet kararı ile borçluya karşı yürütülen takipler bakımından bir koruma sağlanır; ancak bu koruma her alacak türü için aynı kapsamda değildir. Rehinli alacaklar, işçi alacakları ve bazı kamu alacakları bakımından özel kurallar bulunur. Borçlunun en sık düştüğü yanılgı, mühlet kararının tüm yükümlülükleri askıya aldığını düşünmektir. Süreç boyunca doğan yeni borçlar ve cari dönem ödemeleri bu korumanın dışında kalır ve aksatılması sürecin sonlandırılması riskini doğurur.
Komiser Denetimi Altında İşletmeyi Sürdürmek
Mühlet içinde işletme faaliyeti devam eder, fakat borçlunun tasarruf yetkisi denetime tabidir. Taşınmaz devri, rehin tesisi, kefalet verilmesi gibi işlemler için izin gerekir. Denetime rağmen habersiz yapılan işlemler, iyi niyetin sorgulanmasına yol açar. Bu nedenle şirket içinde tek bir onay hattı kurulmalı ve komisere sunulacak periyodik raporların içeriği baştan standartlaştırılmalıdır.
Talep Dosyası İçin Kontrol Listesi
- Projeksiyon tablosu gerçekçi mi, dayandığı varsayımlar yazılı olarak gösterildi mi?
- Alacaklılar listesi tutar ve nitelik (rehinli, imtiyazlı, adi) bakımından ayrıştırıldı mı?
- Şirket kayıtları ile beyan edilen mali tablolar arasında açıklanmamış fark var mı?
- İşçi alacakları ve kamu borçları ayrı başlıkta gösterildi mi?
- Grup içi işlemler ve ortaklara borçlar şeffaf biçimde açıklandı mı?
- Mühlet süresince nakit akışını sürdürecek finansman kaynağı somut olarak belirtildi mi?
Alacaklıyla Anlaşmak mı, Süreci Yürütmek mi
Bazı dosyalarda alacaklıların büyük bölümüyle mahkeme dışında yapılandırma anlaşması yapmak, konkordato talebinden daha hızlı ve daha az maliyetli sonuç verir. Buradaki belirleyici ölçüt, direnen alacaklıların toplam borç içindeki ağırlığıdır: küçük bir azınlık kalıyorsa ikili anlaşmalar yeterli olabilir; borcun önemli bir bölümü uzlaşmaya kapalıysa yargısal süreç kaçınılmaz hâle gelir. Karar verilirken şirketin ticari itibarına ve tedarik zincirine etkisi de hesaba katılmalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir. Şirketin borç yapısı ve sektörü sonucu belirlediğinden, konkordato ya da alternatif yapılandırma yollarından birine yönelmeden önce mali ve hukuki değerlendirmenin birlikte yapılması gerekir.