İçeriğe geç
AC

Konkordatoda Borçlunun Hakları ve Sınırları: Mühlet Sürecinde Uygulama Rehberi

5 Nisan 2026 Finans Hukuku 2 dk okuma 74 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Konkordato, ödeme güçlüğü içindeki borçluya nefes alma imkânı tanırken aynı zamanda sıkı bir denetim rejimi getirir. İİK ve HMK çerçevesinde yürüyen bu süreçte borçlunun konumu, klasik bir icra dosyasındaki borçludan farklıdır: haklar genişlerken, tasarruf serbestisi daralır.

Mühletin Getirdiği Koruma

Geçici mühletle birlikte başlayan koruma, kesin mühlette de devam eder ve kural olarak borçluya karşı yeni takip yapılmasını, başlamış takiplerin sürdürülmesini engeller. Ancak bu koruma mutlak değildir. Rehinle temin edilmiş alacaklar bakımından takip başlatılabilmesi, işçi alacakları gibi imtiyazlı alacaklarda farklı sonuçlar doğması ve bazı takip türlerinin kapsam dışında kalması, borçlunun kendini tümüyle güvende hissetmesini engellemelidir. Bu nedenle mühlet kararının kapsamı, her alacaklı grubu için ayrı ayrı okunmalıdır.

Komiser Denetimi Altında İşletmeyi Yürütmek

Mühlet süresince işletmenin faaliyeti devam eder; ancak belirli işlemler mahkemenin izni olmadan yapılamaz. Uygulamada en çok tartışma yaratan işlemler şunlardır:

  • Taşınmaz ve işletmenin faaliyeti için önemli taşınırların devri
  • Rehin tesisi ve kefalet verilmesi
  • İvazsız tasarruflar
  • Olağan işleyişin dışına çıkan borçlandırıcı işlemler

İzin alınmadan yapılan işlemler geçersizlik yaptırımıyla karşılaşabileceği gibi, mühletin kaldırılması sonucunu da doğurabilir. Bu nedenle şüpheli her işlem öncesinde komiserle yazılı görüş alışverişi yapılması, sonradan doğacak sorumluluğu sınırlar.

Borçlunun Bilgi Verme Yükümlülüğü

Konkordatoda borçlunun en güçlü savunması şeffaflıktır. Defter ve kayıtların komisere eksiksiz açılması, ara bilanço ve nakit akış tablolarının düzenli sunulması, alacaklı listesindeki değişikliklerin zamanında bildirilmesi gerekir. Gizlenen bir alacaklı ya da eksik gösterilen bir varlık, sürecin sonunda projenin tasdik edilmemesine yol açabilir.

Projenin Gerçekçiliği

Alacaklıların oyunu belirleyen unsur, çoğu zaman teklif edilen oran değil ödeme planının inandırıcılığıdır. Faaliyet gelirlerine dayanan, teminat ya da sermaye desteğiyle güçlendirilmiş bir plan, yüksek oran vaat eden ancak kaynağı gösterilmeyen bir plandan daha kolay kabul görür. Bu nedenle projede varsayımların açıkça yazılması ve duyarlılık analizinin sunulması yerinde olur.

Anlaşma Yolu ile Tasdik Süreci Arasında Tercih

Alacaklı sayısı sınırlıysa ve büyük alacaklılarla ikili anlaşma sağlanabiliyorsa, yeniden yapılandırma bazen konkordato sürecine girmeden çözülebilir. Buna karşılık alacaklı yapısı dağınıksa, herkesi bağlayan bir çözüm için tasdik yolu kaçınılmazdır. Karar verirken şirketin süreci taşıyabilecek nakit gücü ve ticari itibar üzerindeki etkiler birlikte tartılmalıdır.

Yukarıdaki açıklamalar genel çerçeve sunar; her işletmenin borç yapısı ve alacaklı bileşimi farklıdır. Adım atmadan önce mali müşavir ve hukukçuyla ortak bir değerlendirme yapılması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla