Konkordato talebiyle birlikte verilen geçici mühlet kararının en görünür sonucu, borçlu hakkındaki takiplerin durmasıdır. Buna rağmen uygulamada sık karşılaşılan tablo, mühlet kararına rağmen elektronik haciz kayıtlarının hesaplar üzerinde kalmaya devam etmesidir. İİK ve HMK çerçevesindeki bu uyuşmazlıkta çözüm, hukuki tartışmadan önce kayıtların tarih tarih karşılaştırılmasından geçer.
Karşılaştırılması Gereken Üç Kayıt Kümesi
Sorunun kaynağını bulmak için üç ayrı kaydın aynı tabloya konması gerekir:
- Mahkeme kararı tarafı: geçici veya kesin mühlet kararının tarihi, kapsamı ve ilan bilgisi
- İcra dosyası tarafı: haciz müzekkeresinin gönderim tarihi, dosya numarası, alacak kalemi
- Banka tarafı: blokenin konulduğu tarih, tutarı ve hangi hesapta uygulandığı
Bu üç tarih yan yana konduğunda, blokenin mühletten önce mi sonra mı doğduğu ve kaldırma talebinin hangi mercie yöneltileceği netleşir. Karşılaştırma yapılmadan yazılan dilekçeler çoğu zaman genel ifadelerle reddedilir.
Kamu Alacakları ve İşçi Alacakları Bakımından Ayrım
Bütün alacaklar aynı rejime tabi değildir. Kamu alacaklarına ilişkin takipler ile rehinli alacaklar bakımından farklı kurallar işler; işçi alacakları da imtiyazlı nitelikleri nedeniyle ayrı değerlendirilir. Bu nedenle bloke kaldırma talebinde alacağın türü açıkça belirtilmeli, tek bir dilekçeyle bütün hacizlerin kaldırılması istenmemelidir. Alacak türü ayrıştırılmadığında, haklı olan kalem de reddedilen yığının içinde kalır.
Ara Dönemde Faaliyetin Sürdürülebilirliğini Belgelemek
Konkordato sürecinde mahkemenin ve komiserin yakından izlediği konu, işletmenin faaliyetine devam edip edemeyeceğidir. Hesaplar üzerindeki blokelerin faaliyeti fiilen durdurduğu iddia ediliyorsa bunun somut olarak gösterilmesi gerekir: bloke nedeniyle ödenemeyen bordro, tedarikçiye yapılamayan ödeme, durma noktasına gelen üretim gibi kalemler belgeyle desteklenmelidir. Komiser raporlarına yansıyan bu veriler, sonraki taleplerde de dayanak oluşturur.
Tebligat ve Bildirim Gecikmesinin Zincirleme Etkisi
Bu süreçte gecikme özellikle iki noktada zarar üretir. Birincisi, mühlet kararının ilgili icra dairelerine ve bankalara bildirilmesindeki gecikmedir; bildirim ulaşana kadar sistemsel olarak yeni bloke konulmaya devam edebilir. İkincisi, alacaklı tarafta mühlet ilanının geç öğrenilmesi ve alacak bildirim süresinin kaçırılmasıdır. Her iki taraf için de aynı disiplin gerekir: ilan tarihlerinin takip edilmesi, kararın tebliğ edildiği mercilerin listelenmesi ve her bildirim için teslim tarihinin kaydedilmesi. Alacağını süresinde bildirmeyen alacaklının projeye dahil edilmesi sonradan güçleşir.
İşletmenin yapısı, alacak kompozisyonu ve mühletin aşaması sonucu belirgin biçimde etkiler. Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; dosya kayıtlarınız ve komiser raporlarınız üzerinden ayrıca hukuki destek alınması gerekir.