Konkordato mühleti verilmesi, borçlu hakkındaki takipler bakımından tabloyu bütünüyle değiştirir. İİK ve HMK çerçevesinde yürüyen bu süreçte hem borçlu hem alacaklı açısından en çok tereddüt yaratan başlıklardan biri, maaş ve ücret üzerindeki hacizlerin akıbetidir.
Mühletin Takiplere Etkisi
Geçici veya kesin mühlet kararı ile birlikte borçluya karşı yürütülen takipler kural olarak durur ve yeni takip yapılamaz. Ancak kanun bu kuralı mutlak tutmamış, bazı alacak türlerini kapsam dışında bırakmıştır. Uygulamada en belirgin ayrım nafaka alacaklarıdır; bu nedenle bir maaş haczinin devam edip etmeyeceği sorusunun cevabı, önce alacağın niteliğine bakılarak verilir.
Ücret Haczinde Sınır Kuralı
İİK, işçi ücretlerinin tamamının haczedilmesine izin vermez; maaşın belirli bir bölümünün borçluya bırakılması esastır ve haczedilecek kısım kanunda öngörülen orandan az olamaz. Nafaka alacakları bakımından bu sınırlama farklı işler. Birden fazla haciz yazısının aynı işverene ulaştığı hallerde ise sıra cetveli mantığı devreye girer; işverenin kendi takdirine göre paylaştırma yapması hatalı kesintilere ve sonradan doğacak uyuşmazlıklara yol açar.
Hatalı Kesintiye Karşı Ne Yapılır
- İşverenden kesinti dökümü ve dayanak haciz yazısı yazılı olarak istenir.
- Bordro üzerinden brüt ve net tutarlar ile kesinti oranı karşılaştırılır.
- Mühlet kararının işverene tebliğ edilip edilmediği kontrol edilir.
- İcra dairesinin işlemine karşı icra mahkemesine şikayet yolu değerlendirilir.
- Şikayet için öngörülen sürenin, işlemin öğrenildiği tarihten işlediği unutulmaz.
Alacaklı Tarafında Karar Anı
Konkordato sürecinde alacaklının önündeki tercih, projeye katılarak yapılandırmayı kabul etmek ile itiraz ederek sürecin dışında kalmaya çalışmak arasındadır. Bu kararın verilebilmesi için borçlunun sunduğu ön projenin, ara bilançonun ve komiser raporlarının incelenmesi gerekir. Alacağın kaydettirilmesi için öngörülen ilan ve bildirim sürelerinin kaçırılması, sonraki aşamalarda söz hakkını fiilen daraltır. Rehinli veya imtiyazlı alacak iddiası varsa, dayanağının başlangıçta ortaya konması önemlidir.
Yapılandırma ile Yargı Yolunun Karşılaştırılması
Yapılandırmanın kabulü, alacağın belirli bir kısmından vazgeçmek anlamına gelebilir; buna karşılık borçlunun tasfiyeye gitmesi halinde eline geçecek tutar daha da düşük olabilir. Karar verirken borçlunun faaliyetini sürdürme kapasitesi, teminat durumu ve ödeme planının gerçekçiliği birlikte değerlendirilmelidir. Sürecin uzunluğu ve alacağın zaman içindeki değer kaybı da bu hesaba dahil edilmelidir.
Bu içerik icra ve iflas süreçlerine genel bir bakış sunar. Her dosyada alacağın türü ve mühletin kapsamı farklı sonuçlar doğurduğundan, işlem yapmadan önce ayrı bir hukuki inceleme yaptırmanız uygun olur.