Borç ödeme güçlüğü içine giren borçlu ile alacaklının karşı karşıya geldiği iki başlık, uygulamada sıkça birbirine karıştırılır: konkordato talebi ile mal beyanı yükümlülüğü. Biri mahkemeye, diğeri icra dairesine yöneliktir; birinde koruma sağlanırken diğerinde yaptırım doğabilir. İİK ve HMK ekseninde ilerleyen bu rehber, hangi işlemin nereye yapılacağını ve tebligat gecikmesinin doğurduğu sonuçları ele alır.
Konkordato Talebinde Mahkeme ve Yer
Konkordato talebi ticari nitelikte bir taleptir ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girer. Yer bakımından belirleyici olan, borçlunun işletmesinin merkezinin bulunduğu yerdir; iflasa tabi olmayan borçlularda ise yerleşim yeri ölçüt alınır. Merkezin kayıtlarda görünen yeri ile fiilen faaliyet gösterilen yerin farklı olması, yetki itirazına açık bir zemin oluşturur; bu nedenle talep dilekçesinde merkezin nasıl belirlendiği açıkça gösterilmelidir.
Talep Dosyasının Belgesel Omurgası
- Güncel bilanço ve gelir tablosu ile ara dönem finansal veriler.
- Alacaklıları, alacak tutarlarını ve teminat durumunu gösteren liste.
- Ödeme teklifini ve bunun nasıl finanse edileceğini açıklayan proje.
- Projenin gerçekleşebilirliğini destekleyen değerlendirme ve dayanak belgeler.
Bu belgelerin birbiriyle çelişmesi, geçici mühlet aşamasında dosyanın en zayıf noktası hâline gelir.
Mal Beyanı: İcra Dairesine Yönelen Yükümlülük
Mal beyanı mahkemeye değil, takibin yürüdüğü icra dairesine verilir ve süresi ödeme emrinin tebliğine bağlıdır. Beyanın hiç verilmemesi ya da gerçeğe aykırı verilmesi ayrı sonuçlar doğurur. Beyanda taşınmaz, taşıt, banka hesabı, üçüncü kişilerdeki alacak ve gelir kalemleri birlikte gösterilmelidir; yalnızca bir kalemin yazılması eksik beyan tartışmasına yol açar.
İcra Mahkemesinin Devreye Girdiği Noktalar
Takip işlemlerine karşı şikâyet, hacizde sıra ve usul tartışmaları ile itirazın kaldırılması talepleri icra mahkemesinin görev alanındadır. Buna karşılık borcun esasına ilişkin uyuşmazlıklar genel mahkemelerde görülür. Bu ayrımın gözden kaçırılması, kısa süreli şikâyet hakkının kullanılamadan sona ermesine neden olur.
Ödeme Emri Tebliğindeki Gecikme
İcra takibinde neredeyse tüm süreler ödeme emrinin tebliğ tarihinden işler. Tebligatın eski adrese ya da usulüne aykırı biçimde yapılması, borçlunun itiraz ve mal beyanı sürelerini fiilen kullanamamasına yol açabilir. Böyle bir durumda usulsüz tebligat iddiasının ayrıca ve zamanında ileri sürülmesi gerekir; tebliğ evrakının incelenmesi bu tartışmanın başlangıç noktasıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; borç yapısı, teminatlar ve takip tarihleri her dosyada farklı sonuç doğurur. Ödeme emri elinize ulaştığında süreler hızla işlediğinden, gecikmeden hukuki değerlendirme almanız yerinde olur.