İçeriğe geç
AC

İcrada Satış ve Mal Beyanı: İcra Mahkemesinin Yetkisi, Şikâyet Süresi ve Usulsüz Tebligat

17 Haziran 2026 Finans Hukuku 2 dk okuma 95 görüntülenme Son güncelleme: 9 Ağustos 2026

İcra takibinin satış aşamasına gelmesi, borçlu bakımından itiraz imkânlarının daraldığı ama tümüyle kapanmadığı bir eşiktir. İİK ve HMK çerçevesinde bu aşamada yapılan hataların çoğu, başvurunun türünü ve mercisini karıştırmaktan kaynaklanır: şikâyet, itiraz ve dava birbirinin yerine geçmez.

Şikâyet mi, İtiraz mı, Dava mı?

İcra dairesinin bir işleminin kanuna aykırı olduğu ileri sürülüyorsa yol şikâyettir ve muhatap icra mahkemesidir. Takibin dayanağı olan borca veya imzaya karşı çıkılıyorsa itiraz söz konusudur ve bunun kendi merci ile süresi vardır. Borcun bulunmadığının tespiti gibi maddi hukuka ilişkin talepler ise genel mahkemelerde dava konusu edilir. Satış aşamasındaki kıymet takdirine yönelik itirazın da kendine özgü kısa bir süresi bulunur ve bu süre kaçırıldığında değer tartışması ihalenin feshi aşamasında aynı genişlikte yapılamaz.

İcra Mahkemesinin Yetkisi

İcra mahkemesi, bağlı bulunduğu icra dairesinin işlemlerini denetler. Bu nedenle yetki, takibin yürütüldüğü icra dairesinin bulunduğu yere göre belirlenir; borçlunun ikametinin başka bir ilde olması bu sonucu değiştirmez. Takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı iddiası ise ayrı bir konudur ve takibin başındaki itiraz süresi içinde ileri sürülmesi gerekir. Haczedilen taşınmazın başka bir ilde bulunması hâlinde satış işlemleri istinabe yoluyla yürütülse de denetim mercii değişmez.

Mal Beyanında Bulunmanın Sonuçları

Mal beyanı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde yapılması gereken bir yükümlülüktür. Gerçeğe aykırı beyan ya da hiç beyanda bulunmama, İİK'da öngörülen yaptırımları gündeme getirir. Beyanın kapsamı da önemlidir: haczi kabil olmayan malların ve üçüncü kişilerdeki alacakların gösterilmesi, sonraki hacizlerde tartışmayı azaltır. Mal varlığında sonradan değişiklik olması hâlinde beyanın güncellenmesi gerektiği sıkça atlanır.

Usulsüz Tebligat İddiası Nasıl İleri Sürülür?

Bu aşamadaki en etkili savunmalardan biri, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğidir. Adreste bulunmama şerhinin dayanaksız olması, komşu veya muhtar beyanının usule aykırı alınması ya da tebligatın eski adrese yapılmış olması bu kapsamdadır. Usulsüz tebligat iddiası icra mahkemesine şikâyet yoluyla taşınır ve iddia kabul edilirse tebliğ tarihi, öğrenme tarihine göre düzeltilir. Kritik nokta şudur: öğrenme tarihi bildirildikten sonra süreler o tarihten işlemeye başlar; bu nedenle öğrenme anının dürüstçe ve belgeyle ortaya konulması gerekir.

Satış Öncesi Kontrol Sırası

  1. Ödeme emri tebliğ mazbatasının şerhleriyle birlikte incelenmesi
  2. Kıymet takdiri raporunun tebliğ tarihi ve itiraz süresinin işaretlenmesi
  3. Satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin denetimi
  4. Taşınmaz üzerindeki şerh ve takyidatların güncel tapu kaydıyla karşılaştırılması
  5. İhalenin feshi ihtimaline karşı sebeplerin şimdiden listelenmesi

Buradaki bilgiler genel niteliktedir; takibin türü ve aşaması başvuru yolunu değiştirebileceğinden, satış tarihi yaklaşmadan hukuki destek alınması yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla