İçeriğe geç
AC

Satış Aşaması ve Mal Beyanı: İcra Mahkemesi mi Genel Mahkeme mi, Sulh mü Dava mı?

16 Haziran 2026 Finans Hukuku 2 dk okuma 101 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

İcra takibinde asıl kırılma noktası, haczin konulduğu an değil satış aşamasıdır. Bu aşamada hem borçlunun mal beyanı yükümlülüğü hem de üçüncü kişilerin iddiaları devreye girer ve uyuşmazlığın hangi mahkemede çözüleceği sonucu doğrudan belirler. Bu rehber, satış ve mal beyanı ekseninde merci analizini ele alır.

İcra mahkemesinin görev alanı nerede biter?

İİK sistematiğinde ihalenin feshi, şikayet, memur işlemine itiraz ve hacizle ilgili usuli uyuşmazlıklar icra mahkemesinde görülür. Buna karşılık mülkiyet iddiası, muvazaa ve tasarrufun iptali gibi maddi hukuka dayanan talepler genel mahkemelerde HMK usulüne göre incelenir. Uygulamadaki en sık hata, istihkak niteliğindeki bir iddianın basit bir şikayet dilekçesiyle icra mahkemesine taşınmasıdır; bu durumda dosya esastan incelenmeden reddedilir ve satış süreci işlemeye devam eder.

Mal beyanı: yükümlülük mü, savunma aracı mı?

Mal beyanı, ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süre içinde ve gerçeğe uygun biçimde verilmesi gereken bir bildirimdir. Hiç verilmemesi ya da gerçeğe aykırı verilmesi, İİK kapsamında yaptırıma bağlanmıştır. Ancak beyan, aynı zamanda borçlu için bir strateji alanıdır: haczi caiz olmayan mallar, üçüncü kişiye ait olduğu belgelenebilen eşyalar ve üzerinde rehin bulunan kalemler burada gösterildiğinde, satış aşamasındaki tartışma erken başlar ve daha az kayıpla yürür.

Satış aşamasında kontrol edilecek başlıklar

  • Kıymet takdirinin tebliği ve rayiç değere itiraz süresinin kaçırılmaması
  • Satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği
  • Taşınmaz üzerindeki şerh, irtifak ve kira ilişkilerinin ilanda gösterilmesi
  • Alacaklının satış talebini süresinde yapıp yapmadığı
  • Elektronik satış sürecinde teminat ve ihale şartlarının doğruluğu

Uzlaşma ile takibin sürdürülmesi arasındaki hesap

Satış aşamasına gelen dosyalarda taraflar için denklem netleşir. Alacaklı açısından satış, satış giderleri, kıymet takdiri ücreti ve sürecin uzunluğu nedeniyle her zaman en yüksek tahsilatı sağlamaz; özellikle üzerinde önceden konulmuş takyidat bulunan taşınmazlarda sıra cetveli sonrası eline geçecek tutar sınırlı kalabilir. Borçlu açısından ise taksitlendirme veya harici ödeme protokolü, malın rayicin altında elden çıkmasını engelleyebilir. Doğru karar, satıştan beklenen net tahsilat ile teklif edilen tutarın yan yana konulmasıyla verilir; protokol yapılacaksa haczin ve takibin akıbetinin metinde açıkça düzenlenmesi gerekir.

İhalenin feshi riskini baştan yönetmek

İhalenin feshi talepleri çoğunlukla tebligat usulsüzlüğü, kıymet takdirindeki hata ve satış ilanındaki eksiklik üzerine kurulur. Alacaklı tarafın bu üç başlığı satıştan önce denetlemesi, ihalenin bozulması nedeniyle sürecin başa dönmesini önler. Borçlu tarafın ise şikayet süresini, öğrenme tarihini belgeleyerek takip etmesi gerekir; süre geçtikten sonra en haklı gerekçe bile sonuç doğurmaz.

Yukarıdaki açıklamalar genel bilgilendirmedir. İcra dosyalarında sonuç, takibin türüne ve mal varlığının hukuki durumuna göre değişir; satış öncesinde dosyanızın ayrıntılı biçimde incelenmesi yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla