İçeriğe geç
AC

İcra Satışı ve Mal Beyanında Merci Ayrımı: İcra Dairesi mi, İcra Mahkemesi mi?

16 Haziran 2026 Finans Hukuku 2 dk okuma 80 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

İcra takibinde en çok karıştırılan konu, bir talebin nereye yöneltileceğidir. Aynı dosya içinde bazı işler icra dairesinden istenir, bazıları icra mahkemesine şikâyet konusudur, bazıları ise ancak genel mahkemede dava yoluyla çözülür. Satış aşaması ve mal beyanı, bu üç kanalın en sık iç içe geçtiği başlıklardır.

Üç ayrı kanalı birbirinden ayırmak

İcra dairesi bir icra organıdır; satış talebi, kıymet takdiri istemi, haczin kaldırılmasına ilişkin talepler gibi işlemler doğrudan buraya yöneltilir. İcra mahkemesi ise dairenin yaptığı işlemin kanuna veya olaya uygun olmadığı iddiasını inceler; şikâyet ve icra hukukuna özgü itirazlar buraya aittir. Bir alacağın gerçekten var olup olmadığı, mülkiyetin kime ait olduğu gibi maddi hukuk tartışmaları ise genel mahkemelerin işidir.

Satış aşamasında hangi talep nereye?

  • Kıymet takdirine itiraz, İİK çerçevesinde icra mahkemesine yapılır ve kısa süreye bağlıdır.
  • Satış ilanının tebliğ edilmemesi gibi usul eksiklikleri şikâyet konusudur.
  • İhalenin feshi istemi, ihaleyi yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yöneltilir.
  • Satılan malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiası istihkak prosedürüne tabidir; doğrudan fesih sebebi olarak ileri sürülmesi sonuç vermeyebilir.

İhalenin feshi için İİK kısa bir hak düşürücü süre öngörür ve bu süre ihale tarihinden itibaren işlemeye başlar. Süre geçtikten sonra yapılan başvuru esasa girilmeden reddedilir; bu nedenle ihale gününün takvime işlenmesi tek başına bir usul tedbiridir.

Mal beyanı: yükümlülük mü, savunma mı?

Ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlunun mal beyanında bulunma yükümlülüğü doğar. Beyanda bulunmamanın veya gerçeğe aykırı beyanın yaptırımı icra mahkemesinin ceza sıfatıyla baktığı işlerdendir; bu şikâyetler asliye ceza mahkemesine değil, icra mahkemesine yapılır. Buna karşılık beyanda gösterilen malın haczedilemez nitelikte olduğu iddiası ayrı bir şikâyet konusudur ve haczin öğrenilmesinden itibaren işleyen süreye tabidir.

Yetki: dosyanın bağlı olduğu icra dairesi belirleyicidir

İcra mahkemesinin yetkisi, takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yere bağlıdır. Borçlunun sonradan taşınması ya da malın başka ilde bulunması bu bağı kendiliğinden değiştirmez; talimat yoluyla yapılan hacizlerde ise hangi işlemin hangi daireye ait olduğu ayrıca incelenmelidir. Yanlış icra mahkemesine yapılan şikâyette süre işlemeye devam eder ve genellikle telafi imkânı kalmaz.

Başvurudan önce üç soru

  1. Şikâyet ettiğim şey bir işlem mi, yoksa alacağın esasına ilişkin bir iddia mı?
  2. Bu işlemi hangi tarihte öğrendim ve öğrenmeyi neyle belgeleyebilirim?
  3. Takip hangi icra dairesinde, dolayısıyla hangi icra mahkemesi yetkili?

İcra hukukunda süreler kısa, kanal ayrımı ise katıdır. Aşağıdaki genel açıklamalar yol gösterici olmakla birlikte her takip dosyasının kendine özgü seyri vardır; satış ve mal beyanı aşamasında adım atmadan önce dosyanızı bir hukukçuya inceletmenizde yarar bulunur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla