Tazminat davalarında sonucu belirleyen ilk karar, dilekçedeki hukuki nitelendirmeden önce hesabın nasıl kurulduğudur. Kalemler ayrıştırılmadan ve dava türü doğru seçilmeden açılan dosyalarda, kazanılan davanın bir bölümü faiz ve zamanaşımı nedeniyle kaybedilebilir.
Zarar kalemlerini ayırmadan hesap kurulamaz
- Fiilî zarar: Malvarlığında meydana gelen doğrudan azalma.
- Kazanç kaybı: Elde edilemeyen gelir; belgelenebilir olması beklenir.
- Yapılan zorunlu giderler: Tedavi, onarım, taşıma benzeri kalemler.
- Manevi tazminat: Ayrı bir talep olup maddi kalemlerle birlikte ama ayrık hesaplanır.
Her kalem için ayrı dayanak belge, ayrı tarih ve ayrı temerrüt anı bulunur. Tek bir rakam altında toplanan talepler, bilirkişi aşamasında ayrıştırılamadığı için eksik hüküm riski doğurur.
Dava türü seçimi: belirsiz alacak, kısmi dava, tam eda
HMK, alacağın miktarının davanın açıldığı tarihte tam olarak belirlenemediği hâllerde belirsiz alacak davasına imkân tanır. Bu tercih, zamanaşımının talep edilen tutarın tamamı bakımından kesilmesi yönünden önemlidir. Ancak alacağın belirlenebilir olduğu hâllerde bu yola gidilmesi, hukuki yarar yokluğu itirazıyla karşılaşabilir. Kısmi dava ise, dava dışı bırakılan kısım bakımından süre riskini sürdürür. Seçim, ucuz harç değil süre stratejisi meselesidir.
Görev: genel kural ve istisnalar
Tazminat talepleri kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Ancak uyuşmazlığın kaynağı bir tüketici işlemiyse tüketici mahkemesi, ticari nitelikteki bir ilişkiyse asliye ticaret mahkemesi, iş ilişkisinden doğuyorsa iş mahkemesi görevlidir. Ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olduğundan, yanlış görev değerlendirmesi yalnızca mahkeme değiştirmez; dava şartı eksikliği de yaratabilir.
Yetki seçenekleri
- Davalının yerleşim yeri mahkemesi
- Sözleşmeden doğan taleplerde ifa yeri
- Haksız fiilde fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer
- Haksız fiilde zarar görenin yerleşim yeri
Birden çok davalı bulunduğunda ortak yetkili mahkemenin bulunması, tanık ve bilirkişi süreçlerini de kolaylaştırır.
Faiz ve süre: en çok kayıp verilen iki başlık
Faiz talep edilmezse hükmedilmez; faizin türü ve başlangıç tarihi dilekçede açıkça gösterilmelidir. Temerrüt anının ihtarla mı yoksa dava tarihiyle mi başladığı, hesabı ciddi biçimde değiştirir. Zamanaşımı ise sözleşmeye ve haksız fiile dayalı taleplerde farklı işler; haksız fiilde öğrenmeye bağlı süre ile her hâlde işleyen üst süre birlikte değerlendirilir. Aynı fiil suç oluşturuyorsa daha uzun süre uygulanabileceği ayrıca tartışılmalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; belgelerin niteliği ve olayın gelişimi hesabı değiştirir. Dava türü ile faiz talebini dilekçe yazılmadan önce bir hukukçuyla birlikte kurgulamanız önerilir.