İçeriğe geç
AC

Tahliye Davalarında Süre, Görevli Mahkeme ve Tebligatın Geç Ulaşmasının Doğurduğu Kayıp

18 Mayıs 2026 Gayrimenkul Hukuku 2 dk okuma 67 görüntülenme Son güncelleme: 9 Ağustos 2026

Kira ilişkisinin sona erdirilmesinde belirleyici olan, çoğu zaman tarafların haklılığından önce hangi tahliye sebebine dayanıldığı ve sürenin doğru hesaplanıp hesaplanmadığıdır. TBK, TMK ve kat mülkiyetine ilişkin 634 sayılı Kanun çerçevesinde bu rehber, tahliye dosyasında merci ve süre analizini, tebligat gecikmesinin yarattığı somut risklerle birlikte ele alır.

Önce Sebebi Seçin: Her Yolun Kendi Takvimi Var

Tahliye tek bir dava türü değildir. Uygulamada birbirinden ayrı yollar bulunur:

  • Kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle, usulüne uygun ihtar sonrası açılan tahliye davası.
  • İki haklı ihtara dayalı tahliye; burada ihtarların aynı kira yılı içinde olması aranır.
  • Gereksinim, yeniden inşa ve imar nedeniyle tahliye; bu yolda kanunda öngörülen süre koşulları vardır.
  • Belirli süreli konut kirasında kiracının bildirimle sözleşmeyi sona erdirmesi.
  • Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi veya dava yolu.

Yanlış sebebe dayanılması, esas bakımından haklı olan tarafın dahi davayı kaybetmesine yol açabilir.

Görev ve Yetki

Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Yetkide ise taşınmazın bulunduğu yer ile sözleşmenin ifa edileceği yer öne çıkar; davalının yerleşim yeri de genel kural olarak seçilebilir. Kat mülkiyetine ilişkin bir boyut varsa, örneğin bağımsız bölümün kullanım amacına aykırılığı tartışılıyorsa, 634 sayılı Kanun kaynaklı talepler ayrı bir değerlendirme gerektirir.

İhtar ve Tebligat: Davanın Görünmeyen Temeli

Tahliye dosyalarının önemli bir kısmı, ihtarın usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle reddedilir. Tebligat gecikmesi burada iki yönlü zarar üretir. Kiraya veren açısından, ihtarın geç ulaşması verilen sürenin kira yılı içinde tamamlanmamasına ve davanın erken açılmış sayılmasına yol açabilir. Kiracı açısından ise ihtarın geç öğrenilmesi, ödeme yaparak tahliyeyi önleme imkânının kaçırılması demektir.

  1. İhtarnamenin tebliğ tarihi, verilen sürenin son günü ve dava açma penceresi aynı takvimde tutulmalıdır.
  2. Adres kayıt sistemine göre yapılan tebligatın şerhi mutlaka incelenmelidir.
  3. Birden fazla kiracı veya kefil varsa tebligatın her birine ayrı ayrı yapıldığı doğrulanmalıdır.
  4. Ödemelerin banka kanalıyla ve açıklama yazılarak yapılması, sonraki tartışmaları önemli ölçüde azaltır.

Arabuluculuk Aşaması

Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların önemli bölümünde dava öncesi arabuluculuk zorunlu hâle gelmiştir. Ancak icra takibi yoluyla yürütülen tahliye süreçlerinde durum farklılaşabildiğinden, hangi yolun seçileceği bu zorunluluk gözetilerek belirlenmelidir.

Tahliye Kararından Sonra

Kararın icrası ayrı bir aşamadır ve kendi süre kurallarına tabidir. Gereksinim nedeniyle tahliyede taşınmazın kanunda belirtilen süre boyunca amaca uygun kullanılması gerekir; aksi hâlde eski kiracı yönünden tazminat gündeme gelebilir.

Bu açıklamalar genel niteliktedir. Sözleşmenizin tarihi, kiralananın niteliği ve ihtarların içeriği sonucu değiştirebileceğinden, dava açmadan veya taahhüt imzalamadan önce hukuki görüş alınması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla