Konkordato, ödeme güçlüğüne düşen borçlunun alacaklılarıyla bir plan çerçevesinde anlaşarak iflastan kaçınmasını amaçlar. Uygulamada sürecin kaderi çoğu kez esasa girilmeden, yani talebin hangi mahkemeye ve nereye yöneltileceği sorusunda belirlenir. Bu rehber konkordatoda borçlunun konumunu görev ve yetki ekseninde ele alır ve alacaklılarla uzlaşma ile süreci yargısal olarak sürdürme arasındaki kararın hangi verilere dayandırılacağını tartışır.
Talebin Yöneltileceği Mahkeme
İcra ve İflas Kanunu bakımından konkordato talebi asliye ticaret mahkemesine yapılır; bu görev kuralı borçlunun tacir sıfatı taşıyıp taşımamasına göre değişmez. Yetki yönünden ise iflasa tabi borçlular için muamele merkezinin, iflasa tabi olmayanlar için yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi esas alınır. Ticaret sicilindeki adres ile fiilî yönetim merkezinin ayrıştığı şirketlerde bu ayrım, dosyanın daha ilk günde yetkisizlikle karşılaşmasına yol açabilir. Bu nedenle talep öncesinde sicil kaydı, kira sözleşmesi, banka yazışma adresi ve karar defterindeki toplantı yeri birlikte okunmalıdır.
Mühlet Aşamasında Borçlunun Yetkileri
Geçici mühlet kararı ile birlikte borçlu tasarruf yetkisini bütünüyle kaybetmez; işletmesini komiser denetiminde sürdürmeye devam eder. Ancak rehin tesisi, kefil olma, taşınmaz devri gibi işlemler bakımından mahkemenin izni aranır. Borçlunun burada korunması gereken en somut hakkı, komisere bilgi ve belge sunma sırasında kendi lehine olan verileri de dosyaya taşıma imkânıdır: nakit akış projeksiyonu, tahsil edilebilir alacak listesi ve stok değerlemesi komiser raporunun yönünü doğrudan etkiler.
Uzlaşma mı, Süreci Sürdürmek mi
Bu dosyaların en kritik kırılma noktası, alacaklı sınıflarıyla masa dışında anlaşmak ile mühlet sürecini sonuna kadar yürütmek arasındaki seçimdir. Karar sezgiyle değil, üç veriyle verilmelidir: alacaklıların nisap açısından dağılımı, teminatlı alacakların toplam içindeki ağırlığı ve işletmenin mühlet süresince nakit üretme kapasitesi. Uzlaşma yolu seçilirse yapılan ödemelerin ve verilen taahhütlerin ileride tartışma yaratmayacak biçimde belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde süreç dava aşamasına döndüğünde bu ödemeler aleyhe yorumlanabilir.
Yetki İtirazına Karşı Hazırlık
Alacaklı tarafın ilk savunmasında yetki itirazı gündeme gelebilir. Buna karşı hazırlık, talep dilekçesinde muamele merkezinin neden o yer olduğunu delilleriyle açıklamayı gerektirir. Merkezin yakın tarihte değiştirildiği hâllerde değişikliğin ticari gerekçesi ayrıca ortaya konmalıdır; aksi hâlde yetki oluşturmaya yönelik bir işlem izlenimi doğabilir.
Buradaki değerlendirmeler genel çerçeveyi tanıtmak içindir. Borçlunun ölçeği, alacaklı yapısı ve teminat dağılımı sonucu belirgin biçimde değiştirdiğinden, konkordato talebi öncesinde dosyanın bir hukukçuyla birlikte modellenmesi yerinde olur.