Haksız rekabet dosyalarında zarar hızla büyür; bu yüzden asıl mücadele çoğu zaman esas hüküm değil, ilk haftalarda alınan ihtiyati tedbirdir. Ancak tedbir talebi yanlış mahkemeye yöneltildiğinde kazanılan zaman kaybedilir. TTK ve HMK, görev ile tedbir usulünü ayrı ayrı düzenler.
Ticari Dava Niteliği ve Asliye Ticaret Mahkemesi
Haksız rekabete ilişkin davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Bu nedenle dosyayı asliye hukuk mahkemesine taşımak, görev kamu düzenine ilişkin olduğu için yargılamanın her aşamasında ret sebebi olur. Ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görev yapar; dilekçede bu sıfatın belirtilmesi karışıklığı önler.
Fikrî ve Sınaî Haklar Mahkemesiyle Kesişme Noktası
Uygulamada en çok tereddüt yaratan alan, marka ya da tasarım hakkına dayanan taleplerle haksız rekabet iddiasının bir arada ileri sürüldüğü dosyalardır. Tescilli bir sınai hakka dayanılıyorsa uyuşmazlık fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesinin alanına girer; tescilsiz işaret, taklit ambalaj, çalışan ayartma veya iş sırlarının ele geçirilmesi gibi hâllerde ise haksız rekabet hükümleri ve ticaret mahkemesi öne çıkar. Talep temeli baştan net kurulmadığında, tedbir dilekçesi görev tartışmasına takılır.
Tedbir Talebinin Yeri: Dava Öncesi ve Dava İçinde
İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce de istenebilir; bu durumda talep, esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeye yöneltilir. Dava açılmadan alınan tedbirden sonra kanunda öngörülen süre içinde esas dava açılmazsa tedbir kendiliğinden kalkar. Talep dilekçesinde şu üç unsur birlikte gösterilmelidir:
- Hakkın varlığının yaklaşık olarak ispatı
- Gecikmesinde sakınca bulunduğunun somut olgularla açıklanması
- Talep edilen tedbirin türü ve kapsamının ölçülü biçimde belirlenmesi
Kapsamı aşırı geniş tutulan talepler, mahkemeyi ölçülülük gerekçesiyle reddetmeye yöneltebilir.
Yetki, Arabuluculuk Şartı ve Teminat
Yetkide genel kural davalının yerleşim yeridir; haksız fiil niteliği taşıyan eylemlerde fiilin işlendiği ya da zararın doğduğu yer mahkemesi de tercih edilebilir. Ticari alacak ve tazminat istemleri bakımından arabuluculuk dava şartı gündeme gelir; buna karşılık ihtiyati tedbir talebi geçici hukuki koruma niteliğinde olduğundan bu şart tedbirin istenmesini engellemez. Tedbir kararı çoğunlukla teminata bağlanır; teminatın süresinde yatırılmaması kararın uygulanmasını durdurur.
Buradaki çerçeve genel niteliktedir; eylemin türü, hakkın tescilli olup olmaması ve tarafların bulunduğu yer tabloyu değiştirir. Tedbir başvurusu öncesinde delillerin bir hukukçuyla birlikte sabitlenmesi yerinde olur.